2010 Faaliyet Raporu

 AKSARAY
SERBEST MUHASEBECİ  MALİ  MÜŞAVİRLER ODASI

 

1.AKSARAY SMMM ODASI FAALİYET RAPORU
           

  1.  
  2. Oda Başkanının Sunuşu
  3.  
  4. Genel Başkanın Sunuşu                               

 GENEL BAŞKANIN MESAJI                                                                                                            

 

Tarihçiler yaşanan olaylar ve gelişmelerden dolayı ondokuzuncu yüzyılı en uzun yüzyıl olarak kabul ederler. Ancak günümüz gelişmelerini değerlendirecek olan tarihçilerin de gelecekte bu yüzyıla oldukça uzun ve önemli bir yer ayırmak durumunda kalacaklarını söylemek bir kehanet olmayacaktır.

Gerek ülkemizde gerekse dünyamızda oldukça hızlı bir değişim ve gelişim yaşanıyor. Geçtiğimiz yılda birçok önemli olay yaşadık, Türkiye İsrail ilişkileri, İran’a uygulanan yaptırımlar, Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler, Avrupa Birliği ile ilişkiler, Wikileaks belgeleri gibi birçok önemli gelişmeyi kısa bir sürece sığdırdık.

Geride bıraktığımız 2010 yılında küresel ekonomik ve finansal krizin yarattığı tehlike çanlarını ve sarsıntıyı sürekli yanı başımızda hissettik. Bu şiddetli sarsıntılar sonrası yıkılan uluslararası finansal sisteminin temellerinin yeniden atıldığını ve küresel finansal mimarinin yeniden şekillenmeye başladığını hep birlikte gördük. Küresel ekonomi kademeli olarak toparlanmaya devam ederken, krizin kaynağı olan gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma daha yavaş ve kırılgan bir görünüm sergiledi.

 Gelişmiş ekonomilerde gerek finansal kuruluşların ve firmaların, gerekse toplumun, krizin etkilerinden kurtulma sürecinin devam etmesi toparlanmayı yavaşlatırken, tüketimi de kısıtlamaktadır.

 Gelişmekte olan ekonomilerde ise daha hızlı ve istikrarlı bir toparlanma gerçekleşmiştir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok gelişmekte olan ülkede üretim, 2010 yılında kriz öncesi seviyelerinin üzerine çıkmış, bu ülkelerdeki işgücü piyasaları da daha istikrarlı bir iyileşme ve gelişim göstermiştir. Bu çerçevede, 2010 yılında gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin toparlanma hızları arasındaki ayrışma daha da belirginleşmiştir.

 Küresel ekonomik krizin sosyal ve toplumsal yapı itibariyle gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan yansıması, krizin faturasının ödenmesi konusunda ortaya konan toplumsal tepki oldu. Finansal ve borç krizi olarak kendini gösteren bu durumda, gerek borçlanmada gerekse finansal piyasalarda toplumun geniş kesimini oluşturan sıradan bireyler ve küçük tasarruf sahipleri oldukça edilgen bir rol üstlendiler. Ancak krizin faturasının ödenmesi noktasında edilgen olan bu sıradan kesime faturanın önemli bir bölümünün kesilmesi, toplumsal tepkileri beklenmedik oranda artırdı. Başta Yunanistan ve İrlanda’da olmak üzere insanlar bu faturayı ödememek için zaman zaman aşırıya kaçan tepkiler ortaya koydular.

 Ülkemizde 1994, 2001 ve 2008-2009 yıllarında ekonomik krizler yaşandı. Bu krizlerin ağır faturaları ödendi ve halen ödenmeye devam edilmekte. Geçtiğimiz bir yıllık dönemde krizin yaralarının sarılması anlamında bazı alanlarda önemli mesafeler kat edilmiş olmasına rağmen; dış ticaret dengesi, cari işlemler dengesi, dış borç, sıcak para hareketleri ve hepsinden önemlisi işsizlik gibi birçok konuda tehlike sinyalleri varlığını koruyor.

 İçinde bulunduğumuz bu yılın ilk yarısı siyasi tartışmaların ön planda olduğu bir dönem olacak. Ülke gündeminde genel seçimler ve doğal olarak seçim ekonomisi yer alacak. Bu dönemde mali disiplinden taviz verilmemesi ve ekonomik tedirginliğin arttırılmaması ve ekonomik istikrarın korunması için önlemler alınması gerekmektedir. Ülkemizde reel ekonominin geliştirilerek, istihdam yaratan büyüme süreci oluşturularak, geniş toplum kesimlerine müreffeh bir yaşam biçimi sunulması en büyük arzumuzdur.

 Küresel gelişmeler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de muhasebe mesleğinde bir değişim ve yeniden yapılanma sürecini zorunlu kılmaktadır. Uluslararası arenada yaşanan mesleki gelişmelerin yakından takip edilerek mesleğimizin bu sürece sağlıklı bir şekilde uyumunun sağlanması için çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca yeni Türk Ticaret Kanunu'nun getireceği yenilikler ve değişim, mesleğimizdeki dönüşüme ivme katacaktır.

 TÜRMOB olarak görevimiz, muhasebe mesleğini geleceğe en iyi şekilde taşımak için gereken alt yapıyı oluşturmaktır.  Bu noktada, ülke sorunları ile mesleki sorunların çözümünü buluşturduğumuz ortak paydadaki çözüm önerilerimizin hayata geçirilmesi ve  uygulama ve yarattığı taleple meslek mensuplarımızın ekonomiye sağladığı katma değerden hak ettikleri payı almalarını sağlamak olacaktır. Meslektaşlarımıza düşen en önemli görev ise kendilerini geleceğe hazırlamalarıdır.

 Yarınları şekillendirecek olan programımızı ve stratejimizi belirledik. Belirlediğimiz hedeflere hep birlikte kararlı bir şekilde yürüyeceğiz.

 Ymm. Nail SANLI

TÜRMOB Genel Başkanı

 

  1.  
  2. Odanın Misyonu ve Vizyonu

 

Misyonumuz : Meslek mensupları arasında birlik ve beraberliği sağlamaktır

Vizyonumuz: Mesleği şehrimizde en iyi şekilde temsil etmektir.

1.4. Temel Bilgiler

1.4.1. Yönetim Kurulu

Başkan                           : Bünyamin KÖSE
Başkan Yardımcısı       : Zekeriya ŞENER
Oda Sekreteri                 : Ali DİNÇ
Sayman                           : Yunus AKYÜZ
Üye                                  : Abdurrahman ÖZKAN

 

1.4.2. Denetleme Kurulu

Başkan                        : İzzet ÇEVİK
Üye                               : Mehmet Emin SEZGİN
Üye                               : Fırat ORUÇ

 

 

 1.4.3. Disiplin Kurulu

 Başkan                       : Süleyman CANBULUT
Üye                               : Memduh AYDOĞAN
Üye                               : İdris TÜRKYILMAZ
Üye                               : Canan UĞUZ
Üye                               : Canan YILDIRIM

 

1.4.4. Haksız  Rekabet Kurulu

Başkan                        :Şeref FİDAN
Üye                               :Ramazan ALTINOK
Üye                               :Mustafa AĞAN

1.4.5. Mevzuat İzleme ve Değerlendirme Komisyonu

                            -

1.4.6. Yayın Kurulu

 Fatih Öncel

Gökalp BAŞAL

1.4.7. Oda Temsilcileri

-

 

1.4.8. Danışma Meclisi

                            -

1.4.9. Odanın Organizasyon Yapısı 

GENEL KURUL

 

 DENETLEME KURULU              DİSİPLİN KURULU                YÖNETİM KURULU

 

 

 

 

1.4.10. Personel Durumu

                            

 Mehmet ÇOPURSAN

 

1.4.11 Oda ‘da Görev Yapmış ve Yapmakta olan Kurul Üyeleri

 

                            -

 

2. DÜNYA EKONOMİSİ

Dünyada ve Türkiye’de

2010 Yılı Sonu Ekonomik Görünüm

İçindekiler                                                                                                                    Sayfa           

Dünya Ekonomisi                                                                                                          3 

Genel                                                                                                                               3

Reel sektör                                                                                                                    3

İşgücü Piyasaları                                                                                                          6

 Finansal Piyasalar                                                                                                      6

Döviz ve Emtia Piyasaları                                                                                            7

Türkiye Ekonomisi                                                                                                       8

Genel                                                                                                                              8

Genel Makroekonomik Denge                                                                                 10

Gayrisafi Yurtiçi Hasıla                                                                                               11

İstihdam                                                                                                                        14

Fiyat Gelişmeleri                                                                                                        16

Sınai Üretim                                                                                                               18

Kapasite Kullanımı                                                                                                    19

Kamu Maliyesi                                                                                                            20

Kamu Borç Stoku                                                                                                       23

Para Politikası                                                                                                            25

Dış Ticaret                                                                                                                   26

Ödemeler Dengesi                                                                                                   28

Uluslar arası Yatırım Pozisyonu                                                                             30

Orta Vadeli Program                                                                                                 31 

2010 Yılı Sonu İtibariyle Ekonomik Görünüm

Dünya Ekonomisi

Genel

2008 yılı ortalarından itibaren A.B.D. ve İngiltere başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin finansal piyasalarında başlayan kriz derinleşerek şiddetli bir biçimde reel ekonomilere yansımış, daha sonra finans ve emtia piyasaları yoluyla küresel bir nitelik kazanmış ve dünya genelinde, II. Dünya Savaşından buyana geçen uzun sürede tanık olunan en derin ekonomik küçülmenin yaşanmasına neden olmuştur. Krizin ardından geniş kapsamlı ve etkili kamusal müdahalelerin, efektif talebi canlandırması ve finansal piyasalarda hüküm süren belirsizlik ve sistemik riskleri hafifletmesi ile yeniden ekonomik büyüme sürecine girilmiştir. Ekonomik toparlanma 2010 yılı ilk yarısında güç kazanarak devam etmiş ancak küresel finans sisteminin istikrarı, yılın ikinci çeyrek döneminde başta bazı EURO Bölgesi ekonomilerinde olmak üzer kamu borçları piyasalarında baş gösteren kriz ile derin biçimde sarsıntıya maruz kalmıştır.

Ekonomik toparlanma ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermekte olup, büyüme sürecinde Asya’nın yeni yükselen ekonomileri başı çekmektedir. Finansal piyasalardaki koşullar düzelmeye devam etmektedir, bununla beraber finansal kurumlar ve piyasalar halen kırılganlıklarını korumaktadırlar. Özellikle bütçe dengesinde ciddi boyutta bozulmanın yaşandığı ve kamu borçluluk düzeyinin aşırı yükseldiği gelişmiş ülkelerde mevcut kırılganlıklar önemini korumaktadır.

Reel Sektör - Ekonomik Toparlanma Süreci Güçlenerek Devam Etmektedir

2010 yılının ilk yarısında dünya ekonomisi ortalama yüzde 5  ¼  oranında büyüme kaydetmiş, küresel sınai üretim düzeyi yüzde 15 oranında genişlemiştir. Bu dönemde dünya ticaret hacmi yüzde 40’ın üstünde bir hızla büyümüştür. Stok yenileme faaliyetindeki hızlanma ile daha sonraları sabit sermaye yatırımlarında başlayan canlanma bu ekonomik büyümede önemli rol oynamıştır. İmalat sanayi güven endeksleri kriz öncesi düzeylerine yaklaşırken, gelişmiş ülkelerde istihdam hacmi ılımlı bir büyüme sergilemiştir. Yeni yükselen piyasa ekonomilerinde hanehalklarının tüketim harcamaları canlı bir seyir izlerken, tüketici güven duygusunun düşüklüğü, yüksek seyreden işsizlik düzeyi ve gelir seviyelerinin genelde yerinde sayması ayrıca hanehalklarının servetinin kriz sürecinde değer kaybına uğramış olması gelişmiş ülkelerde tüketim talebinin halen yetersiz düzeyde seyretmesinde rol oynayan başlıca faktörler olmuştur. 2010 yılının ilk yarısında gelişmiş ekonomilerde ekonomik büyüme hızı ortalama yüzde 3 ½ oranında gerçekleşmiştir. Kriz sürecinde yaşanan resesyonun derinliği dikkate alındığında bu büyüme oranı düşük kalmaktadır.

Kriz sonrası dönemde ekonomik toparlanma hızı açısından ülkeler üç grup altında mütalaa edilebilirler.1

  • Japonya dışında Asya’nın gelişmiş ülkeleri hızlı bir toparlanma sergilemişlerdir. Bu ülkelerin büyük çaplı imalat sanayileri dünya ticaret hacmindeki büyümeden etkili biçimde istifade etmişlerdir. Bu gelişmenin sonucunda bu ülkelerde hasıla düzeyi kriz öncesi seviyelerinin üzerine çıkmıştır.

 

  1. IMF, Dünya Ekonomik Görünümü, Ekim 2010, S.3.

 

  • A.B.D.’nde hasıla düzeyi kriz öncesi düzeyine oldukça yaklaşmıştır, ancak gelişme eğilimleri kriz öncesine göre çok daha zayıftır. Hanehalklarının tüketim talebi 2009 yılının üçüncü çeyrek döneminden itibaren giderek güçlenmektedir, ne var ki yaşanılan krizin derinliği nedeniyle bu güçlenme zayıf seyretmektedir. İş aleminin makine-teçhizat ve yazılım alanındaki yatırım hacminde son zamanlarda artan dış talebin, yükselen karlılık düzeylerinin ve finansal koşullardaki düzelmenin  katkısıyla hızlı bir genişleme meydana gelmiştir. Bununla beraber bu gelişme henüz istihdam hacminde güçlü, sürekli bir genişlemeyi beraberinde getirememiştir. Konut sektöründe faaliyet hacmi halen çok zayıf seyretmektedir.
  • Japonya’da ve Euro Bölgesinde iktisadi hasıla kriz öncesi düzeylerinin halen oldukça altında seyretmektedir ve büyük ölçüde dış talebe bağlı bulunmaktadır.  Alınan mali teşvik önlemleri, küresel ticaret hacminde meydana gelen güçlü toparlanma ve Asya’nın geri kalan ülkelerinde efektif talebin güçlü seyretmesi, Japonya’da hasıla hacminin 2009 yılının son çeyrek döneminden itibaren büyümeye başlamasında önde gelen faktörler olmuştur. Başta Almanya olmak üzere Euro Bölgesinde durgun seyreden bir dönemin ardından ekonomik faaliyet hacmi güçlü bir toparlanma sergilemiştir. Ancak bölgede faaliyet hacminin banka kredilerine olan sıkı bağımlılığı, bankaların kredilendirmede güttükleri olağandışı ihtiyatlılığı sürdürmeleri nedeniyle, talebi baskı altında tutmaktadır. Bununla birlikte Euronun daha önce ulaşmış olduğu değerini kaybetmeye başlaması üretimi uluslar arası ticarete konu olan sektörleri olumlu biçimde etkilemeye başlamış olup, bölgede yatırım talebinde de yavaş ta olsa bir canlanma gözlemlenmektedir.

 

Görüldüğü gibi kriz süreci ve sonrasında uygulanan gevşek maliye ve genişletici para politikaları gelişmiş ülkelerde işsizlik ve hasıla hacmi üzerinde beklenen sonuçları tam yaratamamıştır.

Yeni yükselen piyasa ekonomileri ise 2010 yılının ilk yarısında ortalama yüzde 8 oranında bir büyüme gerçekleştirmişlerdir. Gelişmiş ülke ekonomilerinde olduğu gibi bu ülkelerde de gerek bölgesel gerek bölgeler arası önemli ayrışmalar gözlenmiş ve Asya ile Latin Amerika ülkeleri ekonomik toparlanmada başı çekmişlerdir. Bu iki bölgede de stok yenileme faaliyeti yavaşlarken ve kamusal özendirme önlemleri geri çekilirken sabit sermaye yatırımlarında çok hızlı bir genişleme gerçekleşmiştir. Bu durum artık özel talebin kamu müdahaleleri ile oluşturulan efektif talebin yerini almaya başladığını göstermektedir.

 

  • Çin, Hindistan ve Endonezya’da güçlü iç talebin Asya’nın diğer ekonomilerine yayılmasıyla Asya’nın yeni yükselen piyasa ekonomilerinde büyüme hızı yaklaşık yüzde 9 ½’ye ulaşmıştır. Çin’de hanehalkı gelir ve tüketim düzeyini yükseltmeye yönelik olarak devreye sokulan geniş kapsamlı mali teşvik önlemleri, kredi hacmi genişlemesi ve başka bazı belirli önlemler, toplam iç talebin 2009 yılında yüzde 13 gibi gerçekten yüksek bir oranda büyümesini sağlamıştır. Bu süreç cari işlemler fazlasında önemli bir azalmaya yol açmıştır.
  • GSYH’nın ortalama yüzde 7 oranında büyüme sergilediği Latin Amerika ülkeleri de söz konusu dönemde hızlı bir ekonomik büyüme göstermişlerdir. Bu büyümede başı 2009 yılının son çeyrek döneminden buyana yaklaşık yüzde 10 oranında büyüyen Brezilya çekmiştir ancak halen ülke ekonomisinde aşırı ısınma belirtileri gözlemlenmektedir. Bölgedeki diğer birçok ekonomi de güçlü bir büyüme süreci içine girmiştir. Ancak A.B.D. ile olan sıkı ticari ilişkileri nedeniyle Meksika’da toparlanma süreci yavaş seyretmektedir.

 

 

  • Gelişmekte olan ülkelerden çoğu küresel krizden daha az olumsuz etkilenmişlerdir ve halen küresel ticaret hacmindeki toparlanmadan onlar da istifade etmektedirler. Afrika ve Orta-Doğu ülkelerine ilişkin olarak elde edilen bilgiler bu gruptaki ülkelerin güçlü bir büyüme süreci içersinde olduklarına işaret etmektedir. Buna karşılık yeni yükselen Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümü ile Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkeler gibi küresel krizden derin iççimde etkilenmiş olan ekonomiler tekrar sürdürülebilir ve güçlü bir büyüme sürecine girmek için çaba harcıyorlarsa da, bu ülkelerde halen büyüme zayıf bir görünüm ortaya koymaktadır.

 

IMF Dünya Ekonomik Görünümü Projeksiyonları (% değişim)

(Ekim 2010)

 

                                                                              2008                      2009                      2010                      2011

Dünya Hasılası1                                                  2.8                  -0.6                4.8                  4.2

Gelişmiş Ekonomiler                                        0.2                         -3.2                        2.7                         2.2

                               A.B.D.                                     0.0                         -2.6                        2.6                         2.3

                       Euro Bölgesi                                 0.5                         -4.1                        1.7                         1.5

                               Almanya                                1.0                         -4.7                        3.3                         2.0

                               Fransa                                   0.1                         -2.5                        1.6                         1.6                            

                   Avrupa Birliği                                    0.8                         -4.1                        1.7                         1.7

                           Japonya                                  -1.2                        -5.2                        2.8                         1.5

                               İngiltere                               0.1                         -4.9                        1.7                         2.0

                Diğer Gelişmiş Ekonomiler           1.7                         -1.2                        5.4                         3.7

Yeni Sanayileşen Asya Eko.                            1.8                         -0.9                        7.8                         4.5

Yeni Yükselen Piyasa ve Gelişmekte

Olan Ekonomiler                                            6.0                         2.5                         7.1                       6.4    

  Merkezi ve Doğu Avrupa                                3.                            -3.6                        3.7                         3.1

                Bağımsız Devletler Topl.               5.3                         -6.5                        4.3                         4.6

                               Rusya                                5.2                         -7.9                        4.0                         4.3

Gelişmekte olan Asya   ülk.                           7.7                         6.9                         9.4                         8.4

                               Çin                                    9.6                         9.1                         10.5                       9.6

                               Hindistan                         6.4                         5.7                         9.7                         8.4         

                            Orta-Doğu                          6.3                         4.8                         0.7                         4.0

Latin Amerika ve karayip                             4.3                         -1.7                        5.7                         4.0

                               Brezilya                             5.1                         -0.2                        7.5                         4.1

                               Meksika                            1.5                         -6.5                        5.0                         3.9

Orta-Doğu ve Kuzey Afrika                           5.0                         2.0                         4.1                         5.1

 

Dünya Hasılası2 (% değişim)                   1.6                         -2.0                        3.7                         3.3

 

Dünya Ticaret Hacmi

(mal ve hizmetler)                                    2.9                         -11.0                     11.4                       7.0

 

Emtia fiyatları ($)                                          

Petrol (değişik cins ortalaması)                 36.4                       -36.3                     23.3                       3.3

Yakıtdışı (ihracat ağırlıklı orta.)                   7.5                         -18.7                     16.8                       -2.0

 

Tüketici Fiyatları

Gelişmiş Ekonomiler                                     3.4                         0.1                         1.4                         1.3

Gelişm. Olan, Yeni Yüks. Piy. Ek.               9.2          5.2                         6.2                         5.2

Libor

Dolar Mevduatı                                              3.0                         1.1                         0.6                         0.8

1 Satınalma gücü paritesine göre

2 Piyasa döviz kurları bazında

 

İşgücü Piyasaları - Küresel Krizin Daha da Ağırlaştırdığı İşsizlik Sorunu Önemini Korumaktadır

Gelişmiş ülkelerde işsizlik haddi kriz döneminde tırmandığı tavan seviyelerden sınırlı bir biçimde gerilemiş bulunmaktadır. Yapılan tahminlere göre halen küresel bazda 230 milyon işsiz bulunmaktadır ve bu rakam 2007 yılından buyana işsiz sayısında yaklaşık 30 milyon kişilik bir artışa tekabül etmektedir. Toplam işsiz sayısındaki artışın yaklaşık ¾’lük bölümü gelişmiş ülkelere aittir. Krizin derinliği dikkate alındığında işgücü piyasası Almanya’da  güçlü bir görünüm ortaya koymaktadır. Buna karşılık İspanya ‘da işgücü piyasasındaki mevcut katı yapılanma ve inşaat sektöründe yaşanan çöküş nedeniyle işsizlik haddi seyrettiği çok yüksek düzeylerden aşağı doğru belirgin bir düşüş sergilememiştir.

Güney Afrika gibi bazı istisnalar dışında yeni yükselen piyasa ekonomilerinde işsizlik haddinde ekonomik toparlanma ile birlikte genelde düşme gerçekleşmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu G-20 ülkelerinde 2009 yılı itibariyle yüzde 6.2 olan işsizlik oranının 2010 yılında yüzde 5.8’gerilemesi, buna mukabil gelişmiş G-20 ülkelerinde ise yüzde 8.0 olan işsizlik oranının yüzde 8.3’e yükselmesi beklenmektedir.

Finansal Piyasalar -Finansal İstikrar Henüz Sağlanamamıştır.

Finansal istikrar 2010 yılının ilk yarısında önemli bir darbe almıştır. Ekonomileri kırılganlık gösteren bazı Euro bölgesi ekonomilerinde yüksek hacimli kamu menkul kıymet satışının piyasalarda volatiliteyi arttırması ve risk alma iştahını azaltması bankacılık sistemini olumsuz etkilemiş ve fonlama geriliminin bankalara ve kamu kağıtlarına yansımasıyla bir sistemik krizin doğmasına yol açmıştır. Bu olumsuz gelişme toparlanmanın sürdürülebilirliği konusundaki kaygıları artırmış ve borsalarda düşüşe neden olmuş ayrıca şirket bonolarına ilişkin risk primleri yükselmiştir..İrlanda, Yunanistan, Portekiz gibi  bazı Euro Bölgesi ekonomilerinde yüksek boyutlu net dış yükümlülük/ve kamu borç stoku/açığı birlikte giderek daha da kötüleşen bir dış ortam içinde ekonomik büyüme üzerinde derin bir olumsuz etki doğurabilecektir ki, bu durum bu ülkelerde bankacılık sisteminin içinde bulunduğu sıkıntılı durumu açıklamaktadır.

2010 yılının ilk yarısında Euro Bölgesinde kamu borç stokunun sürdürülebilirliği ve bankacılık sektörü alanlarında doruk noktasına çıkan gerilim, daha sonra çok geniş kapsamlı ortak müdahalelerle azalmaya yüz tutmuştur. Bu müdahaleler esas itibariyle Avrupa Merkez Bankası, Menkul Kıymet Piyasaları Programı ve Avrupa İstikrar Mekanizması vasıtasıyla uygulamaya konulmuştur.Ancak bazı ekonomilerin yüksek kamu borçlarının yarattığı sürdürülebilirlik ve maliyet sorunu piyasaları olumsuz etkilemeye devam etmekte ve kalıcı ve sağlam bir istikrar ortamının sağlanmasın geciktirmektedir.

Döviz ve Emtia Piyasaları - Döviz Kurlarında ve Emtia Fiyatlarında Önemli Dalgalanmalar Olmuştur

Finansal piyasalarda yaşanan sarsıntı döviz kurlarında önemli dalgalanmalara yol açmıştır. Euro Bölgesi ekonomilerinin bazılarında kamu borçlanması ve bankacılık sektöründe yaşanan kriz Euronun önemli biçimde değer kaybetmesine yol açmıştır. 2010 yılının ilk yarısında Euro reel bazda yüzde 15 oranında değer kaybına uğramıştır. Bu dönemde risk duyarlılığının artması Doların değer kazanmasında etkili olmuştur. FED’in ekonomiyi canlandırmak ve işsizlik haddini düşürmek için aldığı ilave 600 milyar Dolar tutarındaki Hacimli Parasal Gevşeme kararına rağmen Dolar güçlü konumunu sürdürmüştür. Japon Yeni 2007 yılı değerinin yaklaşık yüzde 25 üzerindeki mevcut konumunu sürdürmektedir. Çin Renminbisi dahil Asya’nın yeni yükselen piyasa ekonomilerinin ulusal paraları ılımlı şekilde değer kazanmışlardır. Bununla birlikte bu ülkelerin mevcut ekonomik koşulları dikkate alındığında ulusal paralarının olması gerekenden daha az değerli konumda oldukları görülmektedir.

Emtia fiyatları ekonomik toparlanma sürecinin başlarında elde ettikleri kazanımları daha da sağlamlaştırmışlardır. Toparlanmanın başlangıcında gözlemlenen bu fiyat artışları hem talepteki artışın hem de eritilmiş olan stokların yenilenmesi çabasının etkilerini yansıtmakta idi. Diğer taraftan risk duyarlılığı artmış yatırımcıların yönelmesi sonucu kıymetli  metallerin fiyatlarında büyük sıçramalar gözlemlenmiştir. 

İklim koşullarının elverişsiz gitmesi ve yeni yükselen piyasa ekonomilerinde artan refah düzeyinin getirdiği talep artışı bazı temel gıda ürünleri fiyatlarının tedirginlik yaratacak ölçüde yükselmesinde başta gelen nedenler olmuştur. Ağustos-Kasım 2010 döneminde Dünya Bankası gıda maddeleri fiyat endeksi yüzde 17 oranında artış göstermiştir. 2010 yılı zarfında uluslar arası piyasalarda buğday fiyatları yüzde 84, mısır yüzde 63, şeker yüzde 55 ve soya fiyatları yüzde 24 artış göstermiştir.

Küresel ekonomide 2010 yılında yaşanan diğer gelişmeler aşağıda ana çizgileriyle verilmektedir.1

Gelişmiş ekonomilerde deflasyon riski halen dikkate alınması gereken biçimde sürüyorken, bazı gelişmekte olan ekonomilerde enflasyon riskinin gündeme geldiği görülmektedir. Kriz döneminde toplam efektif talepte meydana gelen sert düşüş enflasyon oranlarında hızlı bir düşüşe neden olmuştur. Ancak toparlanma hızına ve emtia fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak halen gelişmiş ekonomilerde enflasyon oranı düşük bir seyir izlerken, gelişmekte olan ekonomilerde enflasyon oranı 2007 yılındaki seviyelerine ulaşmıştır.

Uygulamaya konulan mali teşvik önlemleri ve ekonomik durgunluğun vergi gelirlerini olumsuz etkilemesi sonucu gelişmiş ekonomilerde kamu borçluluk oranlarındaki artış eğilimi sürerken, gelişmekte olan ekonomilerde merkezi hükümet bütçeleri göreli olarak daha olumlu bir görüntü ortaya koymaktadır.

Maliye politikasında hareket alanı sınırlı hale gelecek ölçüde uygulamaya konulan mali teşvik önlemlerine rağmen ekonomik toparlanmanın halen zayıf görünümünü sürdürmesi nedeniyle gevşek para politikasının sürdürülmesi beklenmektedir. Bu çerçevede küresel krizin olumsuz

1. TCMB, Finansal İstikrar Raporu, Aralık 2010.

etkilerinin azaltılması ve süresinin kısaltılması amacıyla uygulamaya konulan geniş içerikli genişletici para politikalarının bir doğal sonucu olarak Amerikan Merkez Bankası FED’in,

Avrupa ve İngiltere Merkez bankalarının bilançolarında büyük genişlemeler meydana gelmiştir.

Merkez bankalarının bilançolarının genişlemesi sonucunda ortaya çıkan küresel likidite bolluğu ve artan risk iştahı varlık fiyatlarında yükselişe yol açmıştır.

Gelişmekte olan ülkelere ilişkin risk algılamalarının son dönemlerde iyileşmesi, gelişmiş ekonomilerde çok düşük seviyelere gerileyen (reel anlamda negatif olabilen) faiz hadleri ve dolayısıyla güçlenen getiri arayış çabası ile hızlanan sermaye akımları, yerel para birimlerinin güçlenmesine, dolayısıyla sermaye kontrollerinin devrede olmadığı ülkeler başta olmak üzere yeni yükselen piyasa ekonomilerinde büyüyen dış ticaret ve cari işlemler hesabı açıklarına neden olmaktadır.

 

 

  1. 2.     TÜRKİYE EKONEMİSİ

 

Türkiye Ekonomisi

Genel

Yaşanan küresel kriz sürecinde, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ve yeni yükselen piyasa ekonomileri arasında belirgin bir ayrışma yaşanmıştır. Başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere önemli dış ticaret ortaklarımızda küresel kriz sürecinde yaşanan ekonomik küçülme, artan işsizlik düzeyleri, keskin bir düşüş sergileyen varlık fiyatlarının servet etkisi ve hane halkları ile iş aleminin beklentilerindeki bozulmalar, farklılıklar göstermekle beraber, hemen tüm ülkelerde tüketim ve yatırım taleplerinde ciddi boyutta bir daralmayı beraberinde getirmiştir. Daralan dış talebe bağlı olarak ülkemiz ihracatında yaşanan keskin düşüş, dış finansman olanaklarında meydana gelen daralma, bankalar ve şirketlerin net dış borç ödeyicisi durumuna gelmeleri ve geleceğe ilişkin beklentilerdeki bozulma nedeniyle tüketim ve yatırım talebinde gözlemlenen ciddi boyuttaki daralma, ülkemiz ekonomik faaliyet hacminde 2008 yılının son çeyreği ile başlayan ve dört dönem boyunca devam eden keskin bir küçülmeyi beraberinde getirmiştir. Küresel düzeyde toparlanma belirtilerinin ortaya çıkması ile birlikte yurtiçi talebi ve üretimi artırmaya yönelik olarak Hükümetçe alınan önlemlerin de katkısıyla, yüzde 14.7 oranında rekor düzeyde bir küçülmenin yaşandığı 2009 yılı ilk çeyrek döneminin ardından ekonomide göreli iyileşme belirtileri ortaya çıkmış ve yılın son çeyrek döneminde yeniden büyüme süreci içersine girilmiştir.

Belirsizliklerin azalması, tüketici güven duygusunun pekişmesi ve kredi koşullarının iyileşmesi tüketim ve yatırım kararlarını olumlu biçimde etkileyerek yurtiçi talebi artırmıştır. 2009 yılının ilk yarısında yüzde 11.1 oranında küçülen ekonomi 2010 yılının ilk yarısında yüzde 11.0 oranında büyüme kaydetmiştir. Ekonomi yılın üçüncü çeyrek döneminde de yüzde 5.5 oranında büyüme göstererek bu eğilimini sürdürmüştür. Yılın ilk dokuz aylık döneminde ise gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) sabit fiyatlar üzerinden yüzde 8.9 oranında, yeni yükselen piyasa ekonomileri bazında dahi dikkat çeken yükseklikte bir büyüme ortaya koymuştur. Yılın son üç aylık döneminde sınai üretim alanında tanık olunan gelişmeler, GSYH büyümesinin 2010 yılı genelinde yüzde 8.0’in üzerinde gerçekleşeceğine işaret etmektedir.

Dış talebin durağan seyretmesine rağmen 2009 yılı son çeyrek döneminden başlayarak ekonomik faaliyet hacminde gözlenen bu canlanma ve hasıla artışı etkisini tedrici bir biçimde istihdam hacmi üzerinde de göstermiştir. Ekim 2009—Ekim 2010 döneminde toplam işgücü sayısında 554 bin kişilik bir artış olmasına rağmen, istihdam hacminde 953 bin kişilik bir genişleme meydana gelmesi suretiyle toplam işsiz sayısı anılan dönemde 398 bin kişilik azalma meydana gelmiştir. Sözkonusu dönemde işsizlik oranı yüzde  13.0’ten yüzde 11.2’ye gerilemiştir. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise Ekim 2009 ayı itibariyle yüzde 13.4 olan işsizlik haddi Ekim 2010 ayında yüzde 11.6’ya düşmüştür.

Gözlemlenen ekonomik toparlanmaya paralel olarak toplam sanayi üretim endeksi de, dalgalanma göstermekle beraber, büyüme süreci içersinde olmuş ve endeks Kasım 2010 ayı itibariyle önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.2 oranında artış göstermiştir. Toplam sanayi üretimi endeksindeki artış esas itibariyle imalat sanayi endeksindeki yükselmeye dayalı olarak seyretmiştir.  Krizle birlikte hızlı bir düşüş sergileyerek 2009 yılı Mart ayında yüzde 57.6 ile en düşük düzeyine gerileyen kapasite kullanım oranı, Nisan ayından itibaren yükselişe geçmiş ve Aralık 2010 ayı itibariyle yüzde 75.6’ya ulaşmıştır.

Genelde küresel düzeyde yaşanan gelişmelere paralel olarak enerji ve temel emtia fiyatlarındaki düşmenin ve toplam talepteki daralmanın bir sonucu olarak ülkemizde kriz sonrasında enflasyon haddinde ciddi bir yavaşlama meydana gelmiş ve bu eğilim 2009 yılı boyunca sürmüştür. İç talepteki belirgin canlanma , TL.’nın değerli konumunu sürdürmesi, mevsim koşulları ve uluslararası piyasalarda petrol ve emtia fiyatlarının sergilediği tırmanma eğilimi 2010 yılında TÜFE ve ÜFE oranlarındaki gelişmelerde rol oynayan başlıca unsurlar olmuştur. Önceki yılın aynı ayına göre Aralık 2010 ayında TÜFE artışı yüzde 6.4, ÜFE artışı ise yüzde 8.87 olarak gerçekleşmiştir.

Ekonomik toparlanma süreci, gelirlerdeki ve güven duygusundaki iyileşmenin yol açtığı tüketim artışı, ithalat hacmindeki hızlı genişleme ve not edilmesi gereken bir ısrarla sürdürülen bütçe disiplini ile faiz hadlerinde gerçekleşen belirgin gerileme 2010 yılı merkezi yönetim bütçe uygulama sonuçlarını belirleyen temel faktörler olmuştur. Dolaylı vergi tahsilatındaki önemli artış sonucu bütçe gelirlerinin yüzde 17.9 ve harcamaların ise yüzde 9.5  oranında artış gösterdiği ve genel anlamda olumlu bir görünüm ortaya koyan merkezi yönetim bütçesi 2010 yılı uygulaması ile, önceki yıla göre bütçe açığı yüzde 24.9 oranında daralırken faiz dışı fazla öngörülen tutarın üzerinde gerçekleşmiştir.

Merkezi yönetim bütçesi 2010 yılında 39.6 milyar TL. tutarında açık verirken, toplam brüt borç stoku da önceki yıl sonuna göre 31.8 milyar TL. artış göstererek Aralık ayı sonu itibariyle 474.3 milyar TL.’na yükselmiştir. Bu alanda olumlu bir gelişme kamu borçlanma faiz düzeyinde gözlenmiştir. Enflasyon haddindeki düşüş, likiditenin arttırılması, Merkez Bankasınca 2008 yılı sonbaharından itibaren politika faiz hadlerinin kararlı ve ciddi biçimde düşürülmesi ve bunun piyasa faiz hadlerine yansıması ile risk algılamalarındaki iyileşme son iki yıllık dönemde Hazinenin borçlanma maliyetlerinin keskin biçimde düşürülebilmesine olanak vermiştir. 2008 yılı Aralık ayında yüzde 18.6, 2009 yılı Aralık ayında yüzde 9.0 olan TL. cinsi iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama faiz düzeyi, Kasım 2010 ayında yüzde 7.6’ya gerilerken, 2009 yılında yüzde 11.6 olan yıllık ortalama faiz haddi 2010 yılı ilk onbir aylık döneminde yüzde 8.1’e gerileyerek önemli bir düşüş göstermiştir.

2010 yılı gelişmeleri, dış ticaret ve ödemeler dengesi alanlarında olumsuz ve ekonomik kırılganlığı arttırıcı nitelikte bir görünüm ortaya koymuştur. Başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere belli başlı ticaret ortaklarımızda ekonomik toparlanmanın yavaş seyretmesi ve TL.’nın değerli konumunu sürdürmesi, dış talebi olumsuz yönde etkilemiştir. Buna mukabil değerli TL.’nın ithal mallarını ve girdilerini göreli olarak ucuz ve çekici hale getirmesi, petrol ve emtia fiyatlarında gözlemlenen hızlı artışlar ayrıca canlı seyreden tüketim ve yatırım talebi, ithalatın çok süratli bir biçimde genişlemesi sonucunu doğurmuştur. 2010 yılı Ocak-Kasım döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat hacmi 10.9 oranında artarken, ithalat hacmi yüzde 31.0 oranında dramatik bir artış göstermiştir. Dış ticaret açığı  yılın onbir aylık döneminde 49.0 milyar Dolara ulaşmıştır.

Dış ticaret dengesindeki bu radikal bozulma doğrudan 2010 yılı cari işlemler hesabına yansımış ve yılın ilk onbir aylık döneminde cari işlemler hesabı açığı 41.6 milyar Dolara ulaşmıştır.

2010  yılı boyunca ülkemizde gayrisafi yurtiçi hasıla büyümesi, istihdam hacmi, sanayi üretimi ve kamu maliyesi alanında gözlemlenen bu olumlu gelişmelere makroekonomik denge ve sürdürülebilirlik açılarından bakıldığında, ekonomik gidişatın ciddi boyutta kırılganlık riski ve uzun vadeli büyüme ve refah artışı alanlarında dikkate alınması gereken önemli kaygı unsurları taşıdığı görülecektir. Zira iç tasarruf hacmi yetersizdir. Büyüme dış tasarruflarla desteklenen –özellikle tüketim talebi olmak üzere - iç talep genişlemesine bağlı olarak seyretmiştir. İç taleple dış talep arasında giderek önem kazanan bir ayrışma gözlemlenmektedir. Mevcut döviz fiyatlandırması, tüketim talebini ve ithalatı artırmakta buna karşılık üretimin ve istihdamın yurtdışına kaydırılmasını özendirmektedir. Kaygı verici boyuttaki dış ticaret ve cari işlemler hesabı açıkları doğrudan yatırımlarla değil, kısa vadeli borçlanma ve varlık satışıyla finanse edilmektedir. Bu durum gelecekte sağlanabilecek sürdürülebilir ulusal refah ve istihdam hacmi artışı açısından olumsuz bir görünüm ortaya koymaktadır. Kamu maliyesindeki düzelme ise kayıtdışılığın azaltılması ve beyannameye tabi gelir vergisi tahsilatı atışından değil, tüketim ve ithalat artışının getirdiği KDV ve ÖTV tahsilatı artışlarından kaynaklanmıştır.

Genel Makroekonomik Denge

 

2009 yılında toplam yurtiçi talebin yüzde 84.9’nu tüketim talebi oluşturmuştur. 2010 yılının ilk dokuz aylık dönemi itibariyle yerleşik hanehalklarının ve kamu kesiminin toplam tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı ise yüzde 84.6 olarak gerçekleşmiştir. Görüldüğü gibi  

ülkemizde tasarruf eğilimi düşüktür ve toplam tasarruflar, ekonomik büyüme için gerekli olan yatırım hacminin finansmanını karşılamamaktadır. Bu nedenle ekonomik büyüme önemli tutarda dış kaynak girişine bağlı bulunmaktadır. Kamu kesimi bugüne kadar uzanan uzun bir dönemde sürekli biçimde borçlanma gereksinimi duymuştur. Bu durum finansman kaynaklarının kamu kesimince kullanılmasını zorunlu kılarak, reel faiz hadlerinin 2009 yılı son çeyrek dönemine kadar olan çok uzun bir dönem boyunca yüksek düzeylerde seyretmesine ve özel kesimin yatırım heves ve olanaklarının kısıtlanmasına neden olmuştur.

- 2002 yılı sonlarında yüzde 39.0’a kadar çıkan reel faiz hadleri 2005 yılı ortalarından 2006 yılı başına kadar olan dönem dışında sürekli yüzde 10.0 oranının üstünde seyretmiştir. –

2001 yılı ekonomik krizini izleyen dönemde ise özellikle 2003 yılından başlayarak, Türk Lirası’nın değer kazanımı süreci ithal malları için satınalma gücü artışı sağlayarak özel

kesimin tüketim eğilimini kamçılamış, yatırım mallarını göreli olarak daha ucuz hale getirmiştir. Diğer taraftan küresel likidite bolluğunun olanaklı kıldığı düşük faiz hadleri yatırım harcamalarını canlandırmış ve sonuçta sözü edilen dönemde Türkiye’nin, özel kesim ve kamu sektörünün birlikte verdiği önemli boyuttaki tasarruf açığını gösteren cari işlemler hesabı açığı 2007 yılı itibariyle GSYH’nın yüzde 5.7’sine ulaşmış, 2008 yılında ise yüzde 5.6 olarak gerçekleşmiştir. Ekonominin yüzde 4.7 oranında küçüldüğü 2009 yılında gerileyen cari açık 2010 yılında tekrar hızlı bir genişleme göstermiş ve yılın ilk dokuz aylık dönemi itibariyle cari işlemler hesabı açığının GSYH’ya olan oranı yüzde 6.1’ e çıkmıştır.

Ekonominin Genel Dengesi (Cari Fiyatlarla, Milyon TL.)[1]

 

                                                                                              2008                      2009                      2010*

Toplam Tüketim                                                             781 984                818 394                  951 795

                Kamu                                                                   95 463                   107 361              122 886

                Özel                                                                     686 431                 711 833               828 909

Toplam Yatırım                                                                210 339                   145 446              195 208

Sabit Sermaye yatırımı                                                   191 815                   163 943              207 676

                Kamu                                                                   39 123                  39 342                   53 533

                Özel                                                                     152 692                124 600                153 743

Stok Değişimi                                                                   18 524                  -18 496                 -12 468

Toplam Yurtiçi Talep                                                      992 233                   963 840             1 147 003

Net Mal ve Hizmet İhracatı                                        - 42 135                  -11 206                  -48 196**

Gayrisafi Yurtiçi Hasıla                                                  950 098              952 635                 1 098 807

Gayrisafi Milli Harcanabilir Gelir                                942 224                943 506                 1 090 178            

* Gerçekleşme Tahmini

** Yılın ilk dokuz aylık döneminde 40 810 milyar TL. düzeyinde gerçekleşmiştir.

Net mal ve hizmet ihracatının GSYH’ya olan oranı 2007 ve 2008 yıllarında sırasıyla yüzde

(–) 5.2 ve yüzde (–) 4.4 olarak gerçekleşmiştir. Küresel kriz nedeniyle dış ticaret açığının daralması ve yatırım hacminde keskin bir düşüş olması sonucu 2009 yılında net mal ve hizmet ihracatı önceki yıla ilişkin 42 135 milyon TL.’ndan, 11 206 milyon TL.’na gerilemiş ve GSYH’ya olan oranı sözkonusu yılda keskin bir düşüşle yüzde 1.2 olarak gerçekleşmiştir.

2011 Yılı Programına göre net mal ve hizmet ihracatının GSYH’ya olan oranının 2011 yılında yüzde (–) 4.6 oranında gerçekleşmesi öngörülmektedir. Orta Vadeli Program (2011-2013) 2011 yılında cari işlemler açığının GSYH’ya olan oranının yüzde (–) 5.4 olarak gerçekleşmesini öngörmektedir.

GSYH

Derin bir ekonomik krizin ardından 2009 yılı son çeyrek döneminde başlayan ekonomik büyüme süreci 2010 yılında da devam etmiş ve üçer aylık dönemler itibariyle gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) büyüme oranı sabit fiyatlar üzerinden sırasıyla yüzde 11.8, yüzde 10.2 ve yüzde 5.5 olarak gerçekleşmiştir. Yavaşlama göstermekle beraber gerçekleşen bu hızlı genişlemeye rağmen 2010 yılı ilk dokuz aylık yurtiçi hasıla toplamı, sabit fiyatlar üzerinden, ancak 2008 yılının aynı dönemine ilişkin GSYH değerine ulaşabilmiştir. Bu durum küresel krizin yansımasıyla ekonomimizde yaşanan derin resesyonun iki yıllık bir kayba yol açtığını göstermektedir.   

2010 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise GSYH sabit fiyatlar üzerinde yüzde 8.9 oranında dikkat çekici ve küresel düzeyde ön sıralarda yer alan hızlı bir büyüme göstermiştir.

2010 yılı III. Çeyrek döneminde GSYH önceki yılın aynı dönemine göre cari fiyatlar üzerinden yüzde 13.6 oranında bir büyüme sergileyerek 298.1 milyar TL. düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede özel yatırım ve tüketim hacminde gerçekleşen hızlı genişleme başta gelen iki temel unsur olurken, ithalat hacmindeki hızlı büyüme net ihracat hacminin ekonomik büyüme üzerinde önemli olumsuz etkide bulunması sonucunu doğurmuştur.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH büyüme oranları ise 2010 yılının ilk üç çeyrek döneminde sırasıyla yüzde 0.4, yüzde 3.5 ve yüzde 1.1 olarak gerçekleşmiştir.

2010 yılı üçüncü üç aylık döneminde gerçekleşen GSYH büyümesine ekonomik faaliyet alanları itibariyle göz atıldığında, toplam sanayi sektöründe yüzde 8.6, inşaat sektöründe yüzde 24.6, ticaret sektöründe yüzde 6.1, ulaştırma haberleşme sektöründe yüzde 6.7, hizmetler sektöründe yüzde 6.0 ve mali aracı kuruluş faaliyetlerinde yüzde 12.7 oranında büyüme gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Toplam sanayi sektörü kapsamında, madencilik sektörü katma değeri önceki yılın aynı dönemine göre III: çeyrekte yaklaşık aynı büyüklüğü korurken, imalat sanayinde yüzde 8.7 ve enerji sektöründe de yüzde 11.4 oranında büyüme elde edilmiştir. Önceki yılın aynı dönemine göre I. Çeyrekte yüzde 0.3, II. Çeyrekte yüzde 1.1 oranında büyümenin gerçekleşmiş olduğu tarım sektöründe, yılın üçüncü çeyrek döneminde yüzde 0.7 oranında küçülme yaşanmıştır. Yakın geçmiş dönemde krizden olumsuz biçimde en çok etkilenmiş olan ve 2009 yılında yüzde 16.1 oranında küçülme gözlemlenmiş olan inşaat sektöründe 2010 yılının ilk çeyrek döneminde başlayan büyüme süreci –baz etkisinin de katkısıyla - hızlanarak devam etmiş ve çeyrek dönemler itibariyle sırasıyla yüzde 8.3, yüzde 21.9 ve yüzde 24.6 oranında dikkat çekici genişleme kaydedilmiştir.

Dönemler İtibariyle GSYH Gelişmeleri

(Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre % Olarak)

 

2010 yılı üçüncü üç aylık dönemde gerçekleşen GSYH büyümesine talep unsurlarında, harcamalarda gözlemlenen gelişmeler açısından bakıldığında, yukarda ifade edildiği gibi, toplam harcamalar içinde yaklaşık yüzde 70 oranında bir ağırlığa sahip olan yerleşik hanehalkları tüketiminde gerçekleşen yüzde 7.6 ve yine toplam harcamalar içinde yaklaşık

yüzde 15 oranında bir ağırlığa sahip olan özel kesim yatırım harcamalarında gözlemlenen yüzde 34.4 oranındaki genişlemeler,  2010 yılı üçüncü çeyrek döneminde tanık olunan GSYH büyümesinde önde gelen iki faktör olmuştur. İnşaat sektöründe tanık olunan yüksek büyüme hızlarında, önceki yıl yaşanan derin daralmanın bir sonucu olarak baz etkisi de önemli bir rol oynamıştır.

2010 yılının ilk üç aylık döneminde yüzde 25.6 oranında küçülmesinin ardından ikinci çeyrekte yüzde 14.6 oranında büyüten kamu sektörü sabit sermaye yatırımları üçüncü çeyrek dönemde de 17.9 oranında genişleme kaydetmiştir. Önceki yılın aynı dönemine göre üçüncü çeyrek dönemde yüzde 1.1 oranında daralma sergileyen kamu nihai tüketim talebinde ilk dokuz aylık dönemde cüzi oranda, yüzde 1.1 küçülme gözlemlenmiştir. Üçüncü çeyrek dönemde hızlı bir büyüme sergileyen özel sektör yatırımları kapsamında makine – teçhizat yatırımları yüzde 38.6 inşaat yatırımları ise yüzde 26.8 oranında artış ortaya koymuştur.

Önceki yılın aynı dönemine göre üçüncü çeyrek dönemde yüzde 2.0 oranında daralan mal ve hizmet ihracatında ilk dokuz aylık dönemde yüzde 2.8 oranında cüzi büyüme kaydedilirken, üçüncü çeyrekte yüzde 16.9 oranında artış gösteren mal ve hizmet ithalatındaki genişleme ilk dokuz aylık dönemde yüzde 19.1 olmuş ve her iki dönem itibariyle net ihracatın büyümeye katkısı (-) negatif olmuştur. III. çeyrek dönemde GSYH büyümesine yerleşik hanehalklarının tüketimi 5.2 puan, toplam yatırım harcamaları 5.5 puan katkıda bulunurken, net mal ve hizmet ihracatı (-) 4.3 puan ile büyümeyi olumsuz yönde etkilemiştir.

Son bir yıllık dönemde GSYH hızlı büyümüştür, ancak tüketim ve cari açık artışına dayalı büyüme orta vadede sürdürülebilirlik açısından zayıf bir görünüm ortaya koyuyor.

Yaşanan derin ekonomik krizin ardından son dört üç aylık dönem boyunca yeni yükselen piyasa ekonomileri genelinde dahi dikkat çekici ölçüde yüksek düzeyde gerçekleşen GSYH büyümesinin değerlendirmesinde iki hususun göz önünde tutulması yerinde olacaktır.

Bunlardan birincisi ‘baz etkisi’dir. Krizin şiddetli bir biçimde hissedildiği ve ekonominin yüzde 7.0 oranında daraldığı 2008 yılı son üç aylık dönemini izleyen üç dönem boyunca GSYH önceki yılın aynı dönemlerine göre sırasıyla yüzde 14.6, yüzde 7.6 ve yüzde 2.7 oranlarında küçülmesini sürdürmüştür. 2010 yılı dönemsel büyümeleri bu gerileyen GSYH

değerleri baz alınarak hesaplandığı cihetle nicelik olarak daha büyük değerlere tekabül etmeyebilmektedir. Nitekim daha önce işaret edildiği gibi sözü edilen bu hızlı büyüme oranlarına rağmen, 2010 yılı ilk dokuz aylık GSYH toplamı, 2008 yılının aynı döneminde sağlanan GSYH değerini ancak yakalayabilmiştir.

Dikkate alınmasında yarar olan ikinci husus ise büyümenin niteliği, finansman biçimi ve , ekonominin genel dengesi ile ilgili bulunmaktadır. Ekonomi, esas itibariyle yurt içi talebe bağlı olarak ve yurtiçi tasarruf haddinin yetersizliği sonucu, cari işlemler hesabında büyük boyutta bir açığı beraberinde getirerek büyümektedir. “Küresel büyümenin zayıf görünümü, gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici para politikası uygulamalarının uzun süre  devam etmesine neden olmuş, merkez bankalarının bilançoları yüksek oranda büyümüştür.  Buna bağlı olarak artan küresel likidite ile gelişmekte olan ülkelere sermaye akımları hızlanmıştır. Bu gelişmeler – ülkemizde - sonucunda uyarılan tüketim ve yatırım talebiyle birlikte hem firmaların hem de hanehalklarının kredi kullanımı hız kazanmakta, ekonomi büyük ölçüde yurt içi talebe bağlı olarak büyümektedir. Bu unsurlarla birlikte, küresel risk

iştahındaki artışın da etkisiyle sermaye girişi hızlanırken, piyasa faizleri düşmekte, varlık

fiyatları yükselmekte ve Türk Lirası güçlenmektedir. Ekonominin daha çok yurt içi talebe bağlı olarak canlanması hanehalkı ile firmaların borçluluğunu yükseltmekte ve cari işlemler açığını arttırmaktadır.”1

Kamu ve özel kesimin tasarruf açıkları toplamından oluşan cari işlemler hesabı açığı 2010 yılının ilk on aylık döneminde 35.7 milyar Dolara ulaşmıştır. Anılan yılın ilk dokuz aylık dönemi itibariyle cari işlemler hesabı açığının GSYH’ya olan oranı yüzde 6.1 olarak gerçekleşmiştir. Bu açık dış borçlanmayla ve varlık satışıyla finanse edilmektedir. 35.7 milyar Dolar tutarındaki cari açığın sadece 4.6 milyar Dolar bölümü ‘doğrudan yatırımlar’la finanse edilmiş olup, bu tutarın 2 milyar Dolarlık bölümü ise yurtdışı yerleşiklere gayrimenkul satışından elde edilmiştir.

Bu büyüklükte bir cari açık hem sürdürülebilir değildir hem büyük bölümü likit olarak geldiği cihetle ekonomi için önemli bir istikrarsızlık riski taşımaktadır hem de ülkenin dış yükümlülüklerinin hızlı biçimde artması sonucunu doğurmaktadır. Ekonomi gelecek nesli borçlandırarak ve onların refahından ödün verilmesine yol açarak büyümektedir.  

İstihdam

Küresel kriz en olumsuz ve tahrip edici etkisini çalışan kitleler üzerinde hissettirmiştir.

2007 yılı ortalarından itibaren hissedilmeye başlanan ve 2008 yılı Ağustos ayında A.B.D. Lehman Brothers yatırım bankasının iflas etmesiyle patlak veren küresel finansal kriz etkisini giderek reel sektör üzerinde göstermiş ve başta gelişmiş ekonomiler olmak üzere bazı yeni yükselen Asya ekonomileri dışında hemen tüm ülkelerde derin bir resesyona yol açmıştır. Reel ekonomilerde krizi beraberinde getiren küresel finansal kriz daha sonra başta A.B.D. ve AB üyesi ülkeler olmak üzere dramatik bir işsizlik krizine dönüşmüştür. Ekonomik toparlanmanın yavaş seyretmesi ve kriz sürecinde meydana gelen bazı önemli yapısal değişimler nedeniyle küresel düzeyde işsizlik haddinde ancak uzun dönemde ve tedrici bir iyileşmenin olacağı tahmin edilmektedir.

Küresel finansal krizin yol açtığı likidite sıkışıklığı ve başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere gelişmiş ülkelerin büyüme hızında tanık olunan keskin düşüş ve daralma ülkemiz üzerinde etkisini sermaye çıkışı, likidite sıkışıklığı ile dış ve iç talep daralması yoluyla göstermiş ve başta ihracat ağırlıklı sektörler olmak üzere üretim düzeylerinde önemli gerilemeler meydana gelmiştir. Bozulan beklentiler, azalan likidite ve risk primi ile faiz farklarının artışı, geçmiş yakın dönemde yoğun biçimde dış borçlanmaya gitmiş olan şirketleri olumsuz biçimde etkilerken, bankaların kredilendirmede daha seçici ve ihtiyatlı bir tutum takınmaları, şirketleri azalan taleple birlikte üretim düzeylerini düşürmeye ve istihdam hacimlerini daraltmaya hatta iflasa zorlamıştır. Bu dönemde şirketler net dış borç ödeyicisi bir konumda olmuşlardır.

Bu gelişmeler sonucu Aralık 2007 dönemi itibariyle 2 436 bin kişi olan işsiz sayısı, Ağustos 2008 dönemi itibariyle 2 438 bine, Eylül döneminde 2 548 bine ve Ekim döneminde 2 687 bine ve Aralık döneminde de 2 995 bine yükselmiştir. 2009 yılı son çeyrek döneminden itibaren güçlü bir biçimde başlayan ekonomik toparlanma olumlu etkisini istihdam hacmi ve işsizlik oranı üzerinde de göstermiştir. 2009 yılı Ekim ayı itibariyle 3 milyon 299 bin olan

 

  1. TCMB Finansal İstikrar Raporu, Aralık 2010, S.iv.

işsiz sayısı 2010 yılı Ekim ayında 2 milyon 901 bin kişi olarak tahmin edilirken, aynı aylar itibariyle işsizlik oranı sırasıyla yüzde 13.0 ve yüzde 11.2 olarak hesap edilmiştir. 2009 ve 2010 yılları Ekim ayları itibariyle, işgücünde 554 bin kişilik bir artış olmasına rağmen, işsiz sayısında 398 bin düzeyinde önmeli bir azalış meydana gelmiştir.

İşgücü Piyasasındaki Gelişmeler

(Ekim ayları itibariyle)

 

     Türkiye                                   Kent                                       Kır

                                                                     2009      2010                      2009      2010                      2009      2010     

Çalışma çağı nüfusu (000 kişi)           51 933   52 788                   36 284   36 638                   15 649   16 150  

İşgücüne katılma oranı (Yüzde)        48.8        49.0                       46.4        46.9                       54.1        53.8

İşgücü (000 kişi)                                  25 319   25 873                   16 854   17 183                   8 465     8 689

                İstihdam (000 kişi)               22 019   22 972                   14 249   14 840                   7 770     8 132

                İşsiz (000 kişi)                       3 299     2 901                     2 605     2 344                     695         557        

İşsizlik oranı (Yüzde)                           13.0        11.2                       15.5        13.6                       8.2          6.4

                Tarım dışı                              16.4        14.1                       16.0        14.1                       18.3        14.8

                Genç nüfus                           24.0        21.3                       26.6        26.0                       18.5        14.2       

*  Yeni nüfus projeksiyonlarına göre

2010 yılı Ekim ayı itibariyle istihdam edilenlerin yüzde 25.7’si tarım, yüzde 19.6’sı sanayi, yüzde 6.6’sı inşaat ve yüzde 48.1’i de hizmetler sektöründe çalışmaktadırlar.

Yeni nüfus projeksiyonlarına göre Ekim 2010 ayı için yapılan tahminler göre ise son bir yıllık dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 353 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 600 bin kişi artmıştır. Son bir yıllık dönemde tarımda çalışanların sayısının 353 bin kişi artışla bu sektörün toplam istihdam hacmi içersindeki payının yüzde 25.2’den yüzde 25.7’ye çıkması dikkat çekicidir.

Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise Ekim 2009-Ekim 2010 döneminde toplam işgücü hacmi 556 bin kişilik artışla 25 milyon 775 kişiye ulaşırken, istihdam edilenlerin sayısı 933 bin kişilik bir artışla 22 milyon 781 bin kişiye yükselmiş, bu dönemde işsiz sayısında 397 bin kişilik azalma gözlemlenmiş ve işsizlik oranı yüzde 13.4’ten, yüzde 11.6’ya gerilemiştir.

Aşağıda bu gelişmeler Grafik halinde gösterilmektedir. 

 

Mevsim Etkilerinden Arındırılmış Temel İşgücü Göstergeleri

(Bin Kişi ve % Olarak)

 

Fiyat Gelişmeleri

Küresel kriz süreciyle birlikte uluslararası piyasalarda petrol ve temel emtia fiyatlarında meydana gelen çarpıcı gerilemeler ve talep koşullarındaki sert zayıflamanın etkisi ile 2008 yılının son çeyreğinde enflasyon haddinde gözlemlenmeye başlanan düşme eğilimi 2009 yılı boyunca da etkisini sürdürmüştür. 2009 yılı Aralık ayı sonu itibariyle Tüketici Fiyatları Endeksi’nde önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6.53 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 6.25 oranında artış meydana gelmiştir.

Ekonomik toparlanmaya bağlı olarak iç talebin canlanması, buna karşılık başta AB üyesi ülkeler olmak üzere önde gelen ticaret ortaklarımızın ekonomilerinde hüküm sürmekte olan zayıf görünümün dış talebi olumsuz etkilemesi, diğer taraftan hızlanan sermaye girişlerinin Türk Lirasının değerini ve yeni yükselen piyasa ekonomilerindeki hızlı büyümenin emtia fiyatlarını yukarı yönlü baskı altında tutması, ülkemizde 2010 yılında fiyat hareketlerini etkileyen başlıca faktörler olmuştur.

2010 yılında tüketici fiyatları endeksi toplam hanehalkı harcamaları içinde 1/3 oranında (gıda ve alkolsüz içecekler = % 27.60 + alkollü içecekler ve tütün = % 5.31) temel bir ağırlığa sahip olan gıda, içecek ve tütün mamulleri fiyatlarındaki artışlardan derin biçimde etkilenmiştir.  Zira TÜFE’de 2010 yılı zarfında meydana gelen yüzde 6.4 oranındaki artışın 1.93 puanı gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artıştan, 1.31 puanı ise alkollü içecekler ve tütün mamullerindeki fiyat artışlarından kaynaklanmıştır, TÜFE artışını etkileyen bir diğer harcama kalemi ise yüzde 13.9 oranında bir ağırlığa sahip olan ulaştırma harcamalarında meydana gelen yüzde 6.78 oranındaki yükselme olmuştur.

Bir önceki yılın aynı ayına göre Aralık 2010 ayı sonu itibariyle tüketici fiyatları endeksinde en yüksek artış yüzde 24.66 ile ‘alkollü içecekler ve tütün’ harcamalarında gerçekleşmiş, onu yüzde 9.76 ile ‘lokanta ve oteller’, yüzde 7.02 ile ‘gıda ve alkolsüz içecekler’ yüzde 6.78 ile ‘ulaştırma’ harcamaları izlemiştir.. Bir önceki yılın aynı ayına göre ‘haberleşme’ fiyatlarında yüzde 3.22, ‘eğlence ve kültür’ harcama gruplarında yüzde 2.32 oranında gerileme meydana gelmiştir.

 

Tüketici Fiyatları Endeksi Aylık Değişim Oranları

 

 

 

Tüketici fiyat endeksinin yıl içersinde sergilemiş olduğu salınımlarda ‘işlenmemiş gıda ürünleri’  fiyatlarında meydana gelen oynamalar etkili olmuştur.

Tüketici fiyatlarında olduğu gibi yılın ilk aylarında yüksek seyreden Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) daha sonra yavaşlama göstermiş, yılın ikinci yarısında dalgalı bir görünüm ortaya koymuştur. Gelişmekte olan ülkelerde küresel krizin ardından başlayan ve beklentilerin üzerinde seyreden ekonomik toparlanmanın petrol ve emtia fiyatlarını yukarı yönlü etkilemesi 2010 yılında ÜFE’nin tüketici fiyat endeksine göre daha yüksek düzeyde sonuçlanmasında etkili olmuştur. İşlenmemiş gıda fiyatlarında yılın ilk ve üçüncü çeyrek dönemlerinde gözlemlenen yüksek oranlı artışlar, 2010 yılı genelinde ÜFE kapsamında yüzde 17.07 oranında ağırlığa sahip tarımsal ürün fiyatlarının yüksek düzeyde, yüzde 14.52 oranında artmasında etkili olmuştur. ÜFE kapsamında yüzde 82.93 oranında ağırlık taşıyan sanayi

Malları fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 7.70 olmuştur. Yüzde 72.95 oranında ağırlığa sahip ‘imalat sanayi’nde yıllık fiyat artışı yüzde 6.62’de kalırken, petrol ve doğal gaz fiyatlarının küresel krizin ardından tekrar toparlanmaya başlamasıyla, ‘elektrik, gaz, su’ grubu temel nal fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 18.68 olarak gerçekleşmiştir.

Üretici Fiyatları Endeksi Aylık Değişim Oranları  

 

TÜFE ve ÜFE Yıllık Değişim Oranları

(Oniki Aylık Ortalamalara Göre)

 

 

 

Sınai Üretim

Küresel krizin yansımasıyla yaşanan kredi sıkışıklığı ile iç ve dış talep daralması Ağustos 2008 ayından başlayarak ülkemizde sınai üretim faaliyetini giderek ağırlaşan biçimde olumsuz yönde etkilemiştir. 2008 yılı Temmuz ayına kadar olan dönemde bir önceki yılın aynı ayına göre daha yüksek gerçekleşen aylık toplam sanayi üretim endeksi, Ağustos ayıyla birlikte düşüşe geçmiş ve bu eğilimini 2009 yılının Ekim ayına kadar olan 14 aylık dönemde ısrarlı biçimde sürdürmüştür.

Bir yılı aşan bu süre zarfında en keskin üretim düşüşünün yaşandığı 2009 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı üretimi endeksi yüzde 17.1 oranında, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 26.0 oranında ve elektrik, gaz ve su sektörü üretim endeksi de yüzde 9.6 oranında daralma sergilemiştir. Bir önceki yılın aynı ayına göre daha düşük olmakla beraber, aylık sanayi üretim endeksi Mart 2009 ayından başlayarak yükselme süreci içersine girmiş, dalgalanmalar göstermekle beraber bu eğilimini 2010 yılı sonuna kadar sürdürmüştür.

Toplam sanayi üretim endeksi 2010 yılı Kasım ayında 2009 yılı Kasım ayına göre yüzde 9.1 oranında artış göstermiş olup, son bir yıllık dönemde alt sektörler itibariyle artış imalat sanayinde yüzde 9.2, madencilik taşocakçılığında yüzde 8.2 düzeyinde gerçekleşmiştir. Enerji sektöründe ise son oniki aylık dönemde yüzde 4.8 oranında bir daralma kaydedilmiştir.

İktisadi faaliyet alanları bazında bakıldığında Kasım 2010 ayı itibariyle önceki yılın aynı ayına göre üretim endeksi artışı, motorlu kara taşıtlarında yüzde 26.7, elektrikli teçhizatta yüzde 25.0, bilgisayar, elektronik ve optik ürünlerde yüzde 15.4, kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünlerinde yüzde 20.7 ve kauçuk ve plastik ürünlerde yüzde 14.7 olmuştur. Sermaye malı imalatı ise bu dönemde yüzde 20.7 oranında artış sergilemiştir. 

Toplam Sanayi Aylık Üretim Endeksi

(2005 = 100.0)

 

Takvim etkisinden arındırılmış endeks ile mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplam sanayi üretim endeksleri de arındırılmamış endeks ile benzer bir eğilim sergilemiştir.

Takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi 2010 yılı Kasım ayı itibariyle bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8.4 oranında, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış

toplam sanayi üretim endeksi ise yüzde 8.8 oranında artış göstermiştir. Bir önceki aya göre mevsim etkilerinden arındırılmış toplam sanayi üretim endeksi yüzde 2.4, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış toplam sanayi üretim endeksi ise yüzde 1.3 oranında düşüş göstermiştir.

Arındırılmamış ve sadece takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksleri ancak 2010 yılı Ekim ayında daha önce en yüksek düzeyine ulaşmış olduğu Mart 2008 yılına ilişkin değeri geçebilmişken, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi Mart 2008 değerini geçememekle beraber çok yaklaşmıştır. ( Mart 2008 =121.7 , Ekim 2010 = 121.1)

Sanayi üretim endeksi kapsamında yatırım malları imalatı henüz kriz öncesi ulaşmış olduğu değerleri yakalayamamış iken, aramalı imalatı kriz öncesi değerlerini aşmış bulunmaktadır. 

Kapasite Kullanımı

Sanayi üretim endeksinde 2008 yılı Ağustos ayından buyana gözlemlenen çanak biçimindeki gelişme doğal olarak kapasite kullanım oranlarında da kendini göstermiştir. Merkez Bankası tarafından yayınlanmasına başlanmış olan verilere göre 2008 yılı Eylül ayından itibaren üretim değeri ağırlıklı imalat sanayi kapasite kullanım oranında başlayan düşme eğilimi giderek şiddetlenmiş ve 2009 yılının Mart ayında yüzde 58.7 ile en düşük düzeyine inmiştir.  2009 yılı Nisan ayından başlayarak toparlanma eğilimi içersine giren ‘kapasite kullanım oranı’ tedrici, ancak ısrarlı bir yükselme eğilimi sergilemiş ve ancak 16 aylık bir uzun dönemin ardından 2010 yılı Nisan ayında yüzde 70 düzeyinin üzerine çıkabilmiştir.

Kriz sürecinde kapasite kulanım oranında gözlemlenen bu keskin ve ısrarlı gerilemede en önemli unsurlar iç talep ve dış talep yetersizliği olmuştur. Kapasite kullanım oranı 2010 yılının son üç aylık döneminde yüzde 75 oranının üzerinde seyretmiş bulunmaktadır.

İmalat Sanayi Kapasite Kullanımı

(Ağırlıklı Ortalama %)

 

İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, Ocak 2010 ayında, geçen yılın aynı ayına göre 6.4 puan, bir önceki aya göre ise 0.4 puan artarak yüzde 67.8 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Kriz sürecinde kapasite kulanım oranında gözlemlenen bu keskin ve ısrarlı gerilemede en önemli unsurlar iç talep ve dış talep yetersizliği olmuştur.

Kapasite kullanım oranı Aralık 2010  ayı gelişmelerine bakıldığında, kullanım oranının, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 73.4, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 74.7, tüketim mallarında yüzde 74.5, gıda ve içeceklerde yüzde 73.3, ara mallarında yüzde 78.0 ve yatırım mallarında yüzde 70.9 olarak gerçekleşmiş olduğu gözlemlenmektedir.

Kamu Maliyesi

Yaşanan derin ekonomik daralmanın ardından 2009 yılının son çeyrek döneminden başlayarak tekrar canlı büyüme dönemine geçilmesi ile tüketim ve ithalat hacminde gözlemlenen hızlı büyümeler ve faiz hadlerinde gerçekleşen köklü düşüş 2010 yılında merkezi yönetim bütçe performansını temelden etkileyen başlıca faktörler olmuştur. Ekonomik toparlanma Gelir ve Kurumlar Vergisi tahsilatını olumlu biçimde etkilerken, özellikle ithalat hacmindeki ve tüketim talebindeki hızlı artışlar dahilde ve ithalde alınan Katma Değer vergisi (KDV) ile Özel tüketim Vergisi tahsilatlarında yüksek oranlı artışları beraberinde getirmiştir. Özellikle toplam bütçe giderleri içersinde 1/5 oranında bir paya sahip ‘faiz giderleri’nin önceki yıla göre düşüş göstermesi ve başta ‘cari transferler’ ve ‘personel giderleri’ olmak üzere iki önemli gider kaleminde yaklaşık yüzde 11 oranında ılımlı bir artış olması sonucu merkezi bütçe giderlerinin bir önceki yıla göre yüzde 9.5 gibi reel anlamda sınırlı bir genişleme göstermiş olması, 2010 yılı bütçe performansını iyileştiren diğer önemli unsur olmuştur.  

Bu gelişmeler sonucu Merkezi Yönetim Bütçesi 2010 yılı uygulaması dikkat çekici bir olumlu görünüm sergilemiştir. 2010 yılında bütçe açığı önceki yıla göre yüzde 24.9 oranında bir daralma ile 39 milyar 600 milyon TL. düzeyinde kalırken, faiz dışı fazla 8 milyar 697 milyon  TL.düzeyinde gerçekleşmiştir.

2010 yılındaki bu olumlu bütçe sonuçlarına karşılık 2009 yılında Merkezi Yönetim Bütçe giderleri 268 milyar 219 milyon TL., Bütçe gelirleri ise 215 milyar 458 milyon TL. olarak gerçekleşmiş ve Bütçe açığı, hedeflenen düzeyin yaklaşık beş katı büyüklüğünde 52.2 milyar  TL. düzeyinde gerçekleşmiş, buna mukabil faiz dışı fazla öngörülen tutara göre yüzde 2 oranında bir gerçekleşmeyle 1 milyar TL. düzeyinde kalmıştı.

 

İzlenen yüksek tutarlı parasal genişleme politikalarının bir sonucu olarak gelişmiş ülkelerde faiz hadlerinin çok düşük –reel anlamda negatif- düzeylere gerilemesi, yavaş ta olsa ekonomik toparlanmanın başlaması, artan risk iştahı, yeni yükselen piyasa ekonomilerine bu kapsamda ülkemize olan sermaye akımlarının tekrar güçlenmesi sonucunu doğurmuştur. Bu gelişme ithalatın finansmanını kolaylaştırıp maliyetini düşürmüş, yurtiçinde faiz hadlerindeki gerileme ve ekonomik faaliyet hacmindeki büyüme ile birlikte tüketici güven duygusunun iyileşmesi

ise tüketim ve özellikle ithalat talebini belirgin biçimde yükseltmiştir. Tüketim ve ithalat talebindeki ciddi boyutlu artış KDV ve ÖTV gelirlerinde yüksek oranlı artışları beraberinde getirmiş ve sonuçta kamu gelirlerinde gerçekleşen artış program değerlerinin belirgin biçimde üstünde gerçekleşmiştir. 2009 yılı Ocak-Aralık döneminde 215 milyar 458 milyon TL. olan bütçe gelirleri 2010 yılının aynı döneminde yüzde 17.9 oranında bir artış sergileyerek 254 milyar 28 milyon Tl. olarak gerçekleşmiştir.

 

 

Merkezi Yönetim Bütçesi

(Milyon TL.)

 

                                                                                                   Gerçekleşme                                              Gerçekleşme/

                                                               2010 Bütçe              Ocak – Aralık                                Artış      Bütçe tahmini

                                                               Tahmini               2009                      2010                      %’si                                   %

Gelirler                                                                              236 794           215 458                 254 028 17.9                       107.3

 Genel Bütçe Gelirleri                                                    229 947               208 610              246 142 18.0                       107.0

                Vergi Gelirleri                                                193 324                 172 440               210 532 22.1                       108.9

                Vergi Dışı Diğ. Gel.                                        36 623                  36 170                   35 609                  - 1.5              97.2                                             

                 Özel Bütçe Gelirleri                                        4 898                      5 037                     5 954                   18.2            121.6

                  Düz. Den. Kur.Gel.                                     1 949                       1 811                   1 933                   6.7                       99.2

 

Harcamalar                                              286 981            268 219            293 628            9.5                    102.3

   Faiz Dışı Harcamalar                                          230 231              215 018                245 332                  14.1                           106.6

                Personel Giderleri                                    60 349                   55 947                   62 301                   11.4                       103.2

                Sos. Gü. Ku. Dev. Pr.                               11 110                   7 208                    11 060                   53.4                       99.5

                Mal ve Hiz. Alıml.                                        25 190                   29 799                   28 823                   - 3.3                       114.4

                Cari Transferler                                        102 173                   91 976                   101 891               10.8                       99.7

                Sermaye Giderleri                                       3 429                    4 319                    6 736                     56.0                       196.4

                Diğer                                                                 9 056                    5 698                     8 613                    - 4.9                       124.8

    Faiz Harcamaları                                                      56 750                   53 201                   48 296                   - 9.2                       85.1

 

Bütçe Dengesi                                                             - 50 187                -52 761                 39 600                   -24 9                      78.9

Faiz Dışı Denge                                                              6 563                         440                    8 697                     1 876.0              132.5

 

2010 yılında bütçe gelirleri gerçekleşmesi olumlu bir görünüm sergilemiştir. 2010 yılında 254 milyar 28 milyon TL. olarak gerçekleşen bütçe gelirleri başlangıç hedefinin 17 milyar 234 milyon TL. üzerinde gerçekleşmiştir. Merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 210 milyar 532 milyon TL. bölümü Genel Bütçe vergi gelirlerinden, 43 milyar 496 milyon TL. bölümü diğer gelirlerden oluşmuştur. Genel bütçe gelirleri önceki yıla göre nominal yüzde 18.0 oranında bir yükselmeyle, reel anlamda yüzde 10.9 oranında genişleyerek 246 milyar 142 milyon TL. düzeyinde gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri ise önceki yıla göre yüzde 22.1 oranında dikkat çekici bir artış göstererek 210.5 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir. Genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 2009 yılına göre yüzde 1.5 oranında bir daralma ile 35.6 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir.

2010 yılında Gelir Vergisi tahsilatı önceki yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 5.1 oranında bir artışla 40.4 milyar TL. olarak gerçekleşmiş,, Kurumlar Vergisi tahsilatı ise yüzde 16.1 oranında bir genişleme ile 20.9 milyar TL.’na yükselmiştir. 2010 yılında, bir önceki yıla göre reel anlamda Gelir Vergisi tahsilatı daralırken Kurumlar Vergisi tahsilatı yüzde 9.1 oranında genişleme göstermiştir. Ekonomik toparlanma, tüketim talebi ve ithalat hacmindeki hızlı büyüme ve karlılık düzeyindeki iyileşmeler Kurumlar Vergisini reel anlamda yükseltirken, esas etkisini dahilde ve ithalde alınan KDV ile ÖTV tahsilatı üzerinde göstermiştir.2010 yılında 26.3 milyar TL. tutarında oluşan dahilde alınan KDV tahsilatı, önceki yıla göre yüzde 26.2 oranında artarken, ithalde alınan KDV 2009 yılına göre yüzde 38.5 oranında ciddi bir artış sergilemiş ve 36.2 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir. İthalde alınan KDV tahsilatındaki önemli genişlemede ithalat hacminde meydana gelen keskin genişleme başta gelen etken olmuştur. 2010 yılında 57.3 milyar TL. düzeyinde gerçekleşen Özel Tüketim Vergisi tahsilatı 2009 yılına göre yüzde 21.3 oranında önemli bir artış ortaya koymuştur.

Vergi gelirleri kapsamında 2009 yılına göre geçen yıl Harçlarda yüzde 47.4, Damga Vergisinde yüzde 21.9 ve diğer vergiler tahsilatında ise yüzde 10.5 oranında artış gözlemlenirken, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinde yüzde 10.8 oranında azalma meydana gelmiştir.  Motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV tahsilatı 6.2 milyar TL. düzeyinde gerçekleşmiş ve önceki yıla göre yüzde 12.9 oranında bir artış olmuştur.

2010 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri 293 milyar 628 milyon TL. olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılında faiz dışı harcamalar bir önceki yıla göre, dikkat çekici bir oranda, yüzde 14.1 oranında nominal, reel anlamda ise yüzde 7.2 oranında artış sergilemiş ve 245.3 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde personel giderleri yüzde 11.4 oranında artarken, cari transferlerdeki artış oranı yaklaşık aynı düzeyde, yüzde 10.8 oranında gerçekleşmiştir. Sözkonusu dönemde sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri 

önceki yılın Ocak-Aralık dönemine göre yüzde  53.4 oranında artarak 11 milyar 60 milyon TL.  olarak gerçekleşmiştir. Bu dikkat çekici artışta 15 Ocak 2010 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası kapsamına alınan kamu personeli için genel sağlık sigortası primi ödenmeye başlanmış olması etkili olmuştur.

Mal ve hizmet alımı giderleri 2009 yılına göre yüzde 3.3 oranında bir azalma ile 28.8 milyar TL. olarak gerçekleşmiştir.

2009 yılına göre yüzde 10.8 oranında bir artışla 101.9 milyar TL. tutarında gerçekleşen ‘cari transferler’ kapsamında sağlık, emeklilik ve sosyal yardım giderleri için önceki yıla göre yüzde 4.5 oranında bir genişlemeyle 55 milyar 39 milyon TL. harcama yapılmıştır. Sosyal güvenlik primi hissesinin 5 puanlık kısmının Hazine tarafından karşılanması kapsamında yapılan transfer tutarı 3 milyar 820 milyon TL. olmuştur.

Cari transferler kapsamında tarımsal destekleme ödemeleri 2010 yılında önceki yıla göre önemli bir düzeyde, yüzde 24.2 oranında artarak 5 milyar 817 milyon TL. olarak gerçekleşmiştir.

 2010 yılında vergi gelirleri tahsilatında gerçekleşen artış etkisini ‘mahalli idare payları’ üzerinde de göstermiş ve mahalli idare payları önceki yıla göre yüzde 24.2 oranında bir artışla 20 milyar 910 milyon TL. olarak gerçekleşmiştir.

 

2009 yılı Ocak – Aralık döneminde 20 972 milyon TL. sermaye gideri gerçekleşmiş iken, 2010 yılında yüzde 29.1 oranında genişlemeyle, 25 milyar 907 milyon TL. sermaye gideri gerçekleşmiştir.  2010 yılında önceki yıla göre yüzde 56 oranında dramatik bir artışla 6 milyar 736 milyon TL. tutarında sermaye transferi yapılmıştır. Borç verme giderlerinde önceki yıla göre yüzde 51.2 oranında bir artış gerçekleşmiş ve bu başlık altında yapılan harcama 8 milyar 613 milyon TL:’na ulaşmıştır.

Yıl içersinde borçlanma maliyetlerinde gerçekleşen ve büyük önem taşıyan düşüş somut etkisini, 2010 yılı faiz ödemeleri üzerinde göstermiş ve merkezi bütçe faiz harcamaları önceki yıla göre yüzde 9.2 oranında bir azalmayla 48 milyar 296 milyon TL. olarak gerçekleşmiştir.

Bu şekilde faiz harcamaları için bütçede öngörülmüş olan 56 milyar 750 milyon TL.  tutarındaki ödeneğin yüzde 85.1’lik kısmı kullanılmıştır.

Merkezi yönetim bütçesi gelirleri ve harcamaları ile ilgili olarak yukarıda ana çizgileri ile verilen gelişmeler sonucu 2010 yılı Ocak – Aralık döneminde Bütçe 39.6 milyar  TL. tutarında açıkla sonuçlanmış ve sözkonusu dönemde faiz dışı fazla bir önceki yıla ilişkin 440 milyon TL.’düzeyinden 8 milyar 697 milyon TL.’na tırmanmıştır. Yılın tamamı için 50 milyar 167 milyon TL. tutarında öngörülen Bütçe açığı, önemli bir iyileşmeyle ve önceki yıla göre yüzde 24.9 oranında bir daralmayla, yüzde 78.9 oranında bir gerçekleşme sergilemiştir.

Merkezi Yönetim Bütçesi Faiz harcamalarının GSYH’ya Oranı*

(% Olarak)

 

 

*2010 Yılı değeri OVP’dan alınmıştır

Kamu Borç Stoku

2007 yılında azalma eğilimi içine giren Merkezi Yönetim toplam borç stoku yeniden önemli bir tırmanma eğilimi sergileyerek, 2007 yılı sonundaki 333.5 milyar TL. düzeyinden 2008 yılı sonu itibariyle 380.3 milyar TL. ve 2009 yılı sonu itibariyle de 441.5 milyar TL. düzeyine çıkmıştır. Merkezi yönetim bütçesi performansında gerçekleşen iyileşmeye rağmen, toplam harcama tutarının yüzde  13.5’i düzeyinde bütçe açığı verilmiş olmasının bir sonucu olarak kamu brüt borç stokundaki yükselme eğilimi 2010 yılında da devam etmiş ve yıl sonu itibariyle 473.3 milyar TL.’na çıkmıştır.

 

Brüt borç stokundan Merkez Bankası mevduatı, kamu mevduatı ve İşsizlik Sigortası Fonu net varlıklarının düşülmesiyle bulunan kamu net borç stoku ise 2007 yılı sonundaki 248.4 milyar TL düzeyinden, 2008 yılı sonu itibariyle 268.0 milyar TL. 2009 yılı sonu itibariyle 309.8 milyar TL. düzeyine yükselmiştir. 2010 yılının ilk üç çeyrek dönem sonu itibariyle kamu net borç stokunda önceki yıl sonuna göre önemli bir değişiklik olmamıştır.

Aralık 2010 ayı sonu itibariyle toplam 473.3 milyar TL. düzeyinde bulunan Merkezi Yönetim borç stokunun 362.8 milyar TL. bölümünü iç borç, kalan 120.5 milyar TL. karşılığı bölümünü ise dış borçlar oluşturmaktadır.

Merkezi Yönetim Borç Stoku

 (Milyon TL.)

 

                                                                                                                                                             Aralık

                                                               2007                      2008                      2009                      2010

İç Borç Stoku                                     255 310              274 827                   330 005                   362 800

Dış Borç Stoku                                  78 175            105 493                     111 368                  120 500

Toplam Borç Stoku                         333 485             380 321                   441 508                   373 300

Top. Kamu Net Borç Stoku          248 396                267 970                 309 809                  309 894*

  • Üçüncü Çeyrek Sonu İtibariyle   

 

TL. Cinsi İskontolu İç Borçlanma

Ağırlıklı Ortalama Maliyeti

 

2009 yılı Aralık ayında ağırlıklı olarak ortalama bileşik yüzde 18.6 ve enflasyondan arındırılmış reel anlamda da yüzde 9.3 olarak gerçekleşen TL. cinsi iskontolu iç borçlanma  nominal bileşik maliyeti Aralık 2009 ayında 9.0’a ve 2010 yılı Kasım ayı itibariyle de yüzde 7.6’ya gerilemiştir. 2010 yılı itibariyle iç borçlanma reel maliyeti yaklaşık yüzde 1.0 düzeyinde gerçekleşmiştir. 

 

Küresel krizin yansımasıyla yaşanan derin ekonomik küçülmeye ve kamu finansman yapısındaki ciddi bozulmaya rağmen uluslar arası derecelendirme kuruluşları, bankacılık kesiminin küresel krize karşı gösterdiği direnç, kamu finansman maliyetlerindeki ve enflasyon oranındaki ciddi düşüş gibi olumlu unsurları dikkate alarak Aralık 2009 ayından başlayarak Türkiye’nin kredi notunu yükseltme cihetine gitmişlerdir. Bu kapsamda Moody’s Ba 3 (durağan)’ı Ba 3 (pozitif) yaparken, Fitch BB (durağan)’ı BB + (durağan)’a ve JCR Şubat ayı başında BB (-)’den BB’ye yükseltmiştir.

Krizin göreli olarak hafif atlatılması ve yeniden güçlü bir büyüme sürecine girilmiş olması, yüksek boyutlu cari işlemler hesabı açığının büyük ölçüde kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmiş olmasına rağmen sözkonusu derecelendirme kuruluşlarını 2010 yılı boyunca yeniden not artırımına gidilmesi yönünde karar almaya yöneltmiştir. Bu kapsamda yukarıda sıralanan Türkiye kredi notlarını Standard & Poor’s BB Pozitif’e, Moody’s Ba 2 Durağan’a, bilahare Ba 2 Pozitif’e, Fitch BB + Pozitif’e ve JCR de BB Durağan’a yükseltmişlerdir.

Para Politikası ve Uygulaması

2008 yılı sonbaharında gelişmiş ülkelerin finans piyasalarında patlak veren kriz giderek küresel bir nitelik kazanmış ve etkisini gelişmekte olan ülkeler üzerinde de derin biçimde hissettirmiştir. Krizin yol açtığı likidite sıkışıklığı ve artan risk algılamaları gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olurken, daralan faaliyet hacmi, yükselen işsizlik düzeyi ve düşen varlık fiyatları gelişmiş ülkelerde ithal talebini olumsuz etkilemiştir. Düşen dış talep yeni yükselen piyasa ekonomileri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde ihracat ve ekonomik faaliyet hacimlerinin daralmasına, işsizlik düzeyinde artışa ve giderek bu ülkelerde iç talebin de gerilemesine neden olmuştur.

Küresel krizin ekonomik faaliyet hacmi üzerindeki olumsuz yansımalarını sınırlı tutabilmek amacıyla Merkez Bankası 2008 yılı Kasım ayından başlayarak kısa vadeli faiz hadlerini süratli biçimde aşağı çekerken, likidite sıkışıklığını giderici önlemlere başvurmuştur. Bu çerçevede Kasım 2008 ayında başlayan bir yıllık süreçte politika faiz hadleri 1025 baz puan düşürülmüştür. Para Politikası Kurulu 2009 yılı Aralık ayında politika faizindeki indirim sürecine son vermiştir.1 Faiz oranı daha sonra Eylül ve Ekim 2010 aylarında sırasıyla 0.25 ve 0.50 puan düşürülmüştür. 2009 yılı son çeyrek dönemi ile 2010 yılı ilk çeyreğinde enflasyon haddinde belirgin bir yükseliş gözlenmiş olmasına rağmen Kurul, küresel ekonomiye ilişkin risklerin devam etmekte olması nedeniyle politika faiz hadlerinin uzun süre düşük kalabileceği yolunda görüş belirtmiştir. Ekonomide 2009 yılı son çeyrek döneminde başlayan toparlanma ile birlikte iç talepte hızlı bir büyüme süreci başlamış ve değerli TL:’nın ve sermaye akışındaki hızlı genişlemenin etkisiyle ithal talebinde süratli bir tırmanma yaşanmıştır. Ne var ki başta Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere önde gelen dış ticaret ortaklarımızda krizin sürüyor olması ve değerli TL.’nın dış rekabet gücünü olumsuz etkilemesi nedeniyle dış talep –ihracat talebi- durgun seyretmiş ve iç talep ile dış talep arasında belirgin bir ayrışma oluşmuştur. Kredi piyasasında yaşanan olumlu gelişmeleri ve ekonomideki hızlı toparlanma sürecini dikkate alan Merkez Bankası kriz sürecinde devreye sokulan geçici likidite tedbirlerinin geri çekilmesi işlemini büyük ölçüde tamamlamıştır. Bu kapsamda piyasaya sağlanmış olan likidite kademeli olarak azaltılmış, zorunlu karşılık oranları arttırılmış ve zorunlu karşılıklara faiz ödenmesi uygulamasına son verilmiştir. Banka diğer taraftan finansal istikrara katkı sağlamak amacıyla döviz rezervi birikimini hızlandırma yoluna gitmiş, bu amaçla döviz alım ihalelerinde daha esnek bir tutum benimsemiştir.

İç talep ve dış talep büyüme hızları arasında beliren derin ayrışmanın ifade ettiği risk ve sürdürülebilirlik sorunu Hükümeti ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nu da (BDDK)  kredi hacmi genişlemesini yavaşlatıcı yönde, başlıcaları aşağıda verilen önlemleri      almaya sevk etmiştir.

 

-          Yurt içinde gerçek kişilere verilen dövize endeksli kredilerin sınırlandırılması,

-          Bazı tüketici kredilerine uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) oranının arttırılması,

-          BDDK tarafından yüzde 8 olan sermaye yeterlilik sınırının yüzde 12 olarak uygulanması,

-          Bankaların yurtiçine TL. cinsi tahvil ihracına izin verilmesi,

1  Bir haftalık repo ihalesi faiz oranının politika faiz haddi olarak  kullanılmaya başlandığı 20 Mayıs 2010 tarihinde %  7.0 olan faiz haddi Aralık ayı sonu itibariyle % 6.5’tir.

 

-          Kredi / değer oranının konut kredileri ile konut teminatı altında kullandırılan tüketici kredilerinde yüzde 75, ticari gayrimenkul kredilerinde ise en fazla yüzde 50 olarak belirlenmesi

-          Kredi kartlarında asgari ödeme oranlarının arttırılması.

Ülkemiz ekonomisinde ekonomik toparlanma belirtilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte iç ve dış talebin büyüme hızlarında belirgin bir ayrışma ve hızlı bir kredi hacmi genişlemesi gözlemlenmiş, bu gelişmeler cari açığı yükseltmiştir. 2010 yılının ilk dokuz aylık döneminde cari açığın GSYH’ya olan oranı yüzde 6.1’e yükselerek ekonomik istikrar açısından önemli bir risk oluşturmuş ve sürdürülebilirlik sorunu yaratmıştır. Bu olumsuz gelişme Merkez Bankasını izlenmekte olan politikanın revizyona tabi tutulması yolunda harekete geçirmiştir.

21 aralık 2010 tarihinde yayınlanmış olan ‘2011 yılı Para ve Kur Politikası’ bu politika değişikliğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu değişiklik ile, TCMB bugüne kadar olduğu gibi esas itibariyle fiyat istikrarı sağlanmasını temel görevi olarak benimsemeyi sürdürürken, finansal sistemde istikrarı sağlayıcı önlemleri almasının da önde gelen görevleri arasında yer aldığı hususuna, izleyeceği politikada öncelikli yer vereceğini açıklamıştır. Bu çerçevede Merkez Bankası içinde bulunulan küresel konjonktür çerçevesinde temel politika aracı olan kısa vadeli faizlerle birlikte likidite yönetimi ve zorunlu karşılıklar gibi alternatif araçların da etkin biçimde kullanılması cihetine gitmektedir. Bu yeni politika çerçevesi dört temel üzerine kurulmuştur. Bunlar,

-           Ekonomik birimlerin daha az borç daha çok özkaynak kullanımına , düşük kaldıraç oranına sahip olmalarının teşvik edilmesi, bu kapsamda zorunlu karşılık oranlarının arttırılması,

-          Ekonomik birimlerin borçlanmalarında vade uzatımının teşvik edilmesi,

-          Borçlanmalarda Türk parasının tercih edilmesini sağlayıcı önlemler alınması, yabancı para cinsi iç borç stokunun kademeli olarak azaltılması ve TCMB’nin rezerv birikimini hızlandırması,

-          Risk yönetiminin geliştirilmesidir.

Bu politika kapsamında yakın geçmiş dönemde başlıca, zorunlu karşılık oranlarının arttırılması, zorunlu karşılıklara faiz ödenmesi uygulamasının kaldırılması, mevduatın vadesine ve para cinsine göre karşılık oranlarının farklılaştırılması, gecelik borçlanma faizinin 400 baz puan indirilmesi gibi önlemler uygulamaya konulmuş olup, bu doğrultuda ilave ve yeni önlemlerin alınmasına 2011 yılında devam edilecektir.

 

Fiyat istikrarının sağlanması alanında ise para politikası enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde yürütülecek olup, orta vadeli enflasyon hedefi yüzde 5 olarak korunmaktadır. Belirsizlik aralığı hedefin her iki yönünde 2 yüzdelik puan olarak sürdürülecektir.

Merkez Bankasınca 2011 yılında da ‘dalgalı döviz kuru rejimi’ uygulamasına devam edilecektir.

Dış Ticaret

Küresel krizin yansımalarının derinden hissedilmeye başlandığı 2008 yılı son çeyrek dönemine kadar olan dönemde Türkiye’nin dış ticaret hacmi hızlı bir genişleme sergilemiştir. 2000 yılı itibariyle 82.3 milyar Dolar olan dış ticaret toplam tutarı yaşanan ekonomik kriz nedeniyle 2001 yılında 72.7 milyar Dolara düştükten sonra hızlı bir büyüme sergilemiş ve

2008 yılında 334 milyar Dolara çıkmıştır. Sözkonusu dönemde Türk Lirasının reel efektif kurunda önemli artış olmasına, TL:’nın reel anlamda ciddi değer kazanmasına rağmen ihracat hacminde dikkat çekici genişleme meydana gelmiş, diğer taraftan ithalat hacmi hızla artmıştır.

2006 yılında önceki yıla göre yüzde 18.3 oranında genişlemek suretiyle 225.1 milyar düzeyinde gerçekleşen dış ticaret hacmi, 2007 yılında yüzde 23.2 ve 2008 yılında da yüzde 20.4 oranında genişleme sergilemiştir. 2008 yılında ihracat tutarı bir önceki yıla göre yüzde 23.1 oranında genişleyerek 132 milyar 27 milyon Dolar, ithalat tutarı ise yüzde 18.8 oranında bir büyümeyle 201 milyar 964 milyon Dolar olarak gerçekleşmiş, toplam dış ticaret tutarının 334 milyar Dolara ulaşırken, dış ticaret açığı 69 milyar 936 milyon Dolar olmuştur.

Ancak küresel ekonomik kriz 2008 yılı üçüncü çeyreğinden itibaren etkisini ülkemiz dış ticareti üzerinde belirgin bir şekilde göstermeye başlamış ve giderek derinleşmiştir.

2009 yılında ihracat ve ithalat hacimlerinde çarpıcı daralmalar yaşanmıştır. 2009 yılında ihracat tutarı bir önceki yıla göre yüzde 22.6 oranında bir daralmayla 102 milyar 165 milyon Dolar olarak gerçekleşirken, ithalat hacmi daha hızlı bir düşüş sergilemiş ve önceki yıla göre yüzde 30.3 oranında bir azalmayla 140 milyar 775 milyon Dolara gerilemiştir. Dış ticaret hacminin 243.1 milyar Dolara gerilediği 2009 yılının tamamında dış ticaret açığı, keskin bir daralmayla,2008 yılına ilişkin 69 milyar 936 milyon Dolar düzeyinden, 38 milyar 786 milyon Dolar düzeyine düşmüştür. 2007 ve 2008 yıllarının tamamı itibariyle sırasıyla yüzde 63.1 ve yüzde 65.4 olarak gerçekleşen ihracat tutarının ithalatı karşılama oranı, 2009 yılında ithalatta meydana gelen daralmanın daha keskin olması nedeniyle, çarpıcı bir yükselmeyle yüzde 72.5’e çıkmıştır.

2009 yılı son çeyrek döneminden itibaren belirginlik kazanan ekonomik toparlanma ile beraber özellikle ithalat hacmi olmak üzere dış ticaret faaliyet hacminde tekrar hızlı bir genişleme süreci içersine girilmiştir. 2010 yılında başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere önemli ticaret ortaklarımızda ekonomik toparlanmanın yavaş seyretmesi ve TL.’nın aşırı değerli konumunu sürdürüyor olması ihracat faaliyetini olumsuz biçimde etkilemiştir. Buna karşılık hızlı ekonomik büyümenin hanehalkı gelirlerini artırarak tüketim talebini canlandırması, aşırı değerli Türk Lirası’nın ithal mallarına olan talebi özendirmesi ayrıca yerli girdi kullanımı yerine ithal girdi kullanımın daha çekici kılması, genişleyen ekonomik faaliyet hacminin ithal girdilere olan talebi arttırması, diğer taraftan canlanan yatırım faaliyetinin yatırım malları ithalatını yükseltmesi ile başta enerji ve metaller olmak üzere emtia fiyatlarındaki hızlı tırmanma, 2010 yılında ülkemiz ithalat hacminin çok süratli biçimde büyüme göstermesinde rol oynayan başlıca faktörler olmuştur.

 

2010 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam ihracat önceki yılın aynı dönemine ilişkin 92.1 milyar Dolardan, yüzde 10.9 oranında bir büyüme göstererek 102.1 milyar Dolara yükselmiştir. Aynı dönemler itibariyle ithalat ise 2009 yılında gerçekleşen 125.9 milyar Dolar düzeyinden, yüzde 31.0 oranında alarm verici bir artışla, 164.9 milyar Dolara yükselmiştir.      

2010 yılı ilk onbir aylık döneminde toplam ihracat tutarının yüzde 92.6’sını imalat sanayi ürünleri oluştururken, toplam ithalat tutarının yüzde 15.1’ini yatırım malları, yüzde 71.4’ünü aramalları, yüzde 13.3’ünü de tüketim malları teşkil etmiştir. Bu mal gruplarının ithalat tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2010 yılı Ocak-Kasım döneminde sırasıyla yüzde 31.1, yüzde 31.9 ve yüzde 28.1 oranlarında artış göstermiştir.

Geniş  ekonomik gruplar sınıflamasına göre ise aynı dönemler itibariyle, sermaye malları ihracatı yüzde 7.3, ara malları ihracatı yüzde 12.5 ve tüketim malları ihracatı da yüzde 10.5 oranında cüzi artış göstermiştir.

2009 yılının tamamında Avrupa Birliği üyesi ülkelere yapılan ihracat tutarı, toplam ihracat içersindeki payını yaklaşık bir önceki yıl düzeyinde korurken, bu ülkelerden yapılan ithalatın toplam ithalat hacmi içersindeki payı, genelde bu ülkeler dışındaki ülkelerden yapılan enerji ve temel mal fiyatlarındaki belirgin artışın bir sonucu olarak, düşüş sergilemiştir. Bu gelişmeler sonucunda Ocak-Kasım ayları itibariyle 2010 yılında toplam ihracat hacmi içersinde AB üyesi olan ülkelere (27 ülke) yapılan ihracat tutarının ağırlığı yüzde 46.3 olurken, 2009 yılının aynı döneminde bu ülkelerden yapılan ithalatın toplam ithalat tutarı içinde yüzde 40.0 olan payı 2010 yılının aynı döneminde yüzde 38.8’e gerilemiştir. 2010 yılında Asya ülkelerinin dış ticaret faaliyeti içersinde taşıdığı ağırlıkta artış gözlemlenmiştir. 2010 yılında bir önceki yıla göre Asya ülkelerinin toplam ihracat içindeki payı yüzde 25.1’den yüzde 27.9’a yükselirken bu gruptaki ülkelerin toplam ithalat hacmimiz içindeki payı ise yüzde 27.5’ten yüzde 31.2’ye tırmanmıştır.

2010 yılı Ocak-Kasım döneminde ihracat faaliyetinde yüzde 10.1 ağırlıkla Almanya ön sırada yer alırken ithalatta yüzde 11.6 pay ile Rusya Federasyonu en ağırlıklı ülke olmuştur.

Aylar İtibariyle İhracat, İthalat ve Dış Ticaret Açığı

(Milyon Dolar)

.

 

 

 

Ödemeler Dengesi

İç tasarruf eğiliminin yetersizliği nedeniyle özellikle yatırım hacminin ve gelişme hızının yüksek olduğu dönemlerde belirginleşen ve yapısal sorun niteliği kazanan ödemeler dengesi cari işlemler hesabı açığı 2009 yılının son çeyrek döneminde başlayan ekonomik toparlanma sürecine bağlı olarak hızlı bir büyüme sergilemiştir.

2010  yılının Ocak – Kasım döneminde cari açık, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 377.2 oranında bir keskin sıçrama ile önceki yılın aynı dönemine ilişkin 11 milyar 38 milyon

Dolar düzeyinden 41 milyar 630 milyon Dolara tırmanmıştır. Dış ticaret dengesinde söz konusu dönemler itibariyle meydan gelen 27.5 milyar Dolar tutarındaki bozulma doğrudan cari işlemler hesabına yansımıştır. Bu alarm verici genişlemede baz etkisi önemli rol oynamıştır. Zira 2010 yılı Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen cari işlemler hesabı açığında 2008 yılının aynı dönemine ilişkin 38.8 milyar Dolar tutarındaki cari açığa göre artış hızı yüzde 7.3 düzeyinde kalmıştır.

2010 yılının Ocak – Kasım döneminde ödemeler dengesindeki dış ticaret hesabı, 2009 yılının aynı dönemine göre yüzde 128.7 oranında bir genişleme ile 49 milyar Dolar tutarında açık vermiştir. Dış ticaret açığının geçen yılın aynı dönemine göre keskin bir yükselme göstermesinde, altın dahil ithalat (CIF) harcamalarının önceki yıla göre yüzde 31.0 oranında artarak 164.9 milyar 609 milyon Dolara ve ihracat (FOB) gelirlerinin çok daha düşük bir oranda, sadece yüzde 10.9 oranında genişleyerek 102.1 milyar 116 milyon Dolar olarak gerçekleşmesi neden olmuştur. Aynı dönem bavul ticareti gelirleri ise yüzde 6.7 oranında bir artışla 4 milyar 671 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir.

Ocak – Kasım döneminde ‘hizmetler’ hesabının önemli kalemlerini oluşturan net ‘turizm’ gelirleri önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7.6 oranında bir azalmayla 15 milyar 203 milyon Dolar olarak gerçekleşirken, ‘hizmetler’ hesabının diğer önemli kalemi olan ‘taşımacılık’ kalemi, önceki yılın ilk onbir aylık döneminde 1 milyar 122 milyon Dolar girişle sonuçlamışken, bu yılın aynı döneminde, yaklaşık 1 milyar Dolarlık düşüşle, net 150 milyon Dolar girişle sonuçlanmıştır.

Diğer önemli bir hizmet ticareti kalemi olan ‘inşaat’ -yurtiçinde yerleşik inşaat şirketlerince yurtdışında gerçekleştirilen- hizmetlerinden kaynaklanan net döviz girişi 2010 yılının Ocak-Kasım döneminde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25.9 oranına bir daralmayla 669 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir.

Ücret ödemeleri ve yatırım geliri kalemlerinden oluşan ‘gelir’ hesabı 2009 yılı Ocak – Kasım dönemine göre yüzde 6.6 oranında bir azalmayla 6 milyar 940 milyon Dolar net çıkışla sonuçlanmıştır. Yatırım gelirleri kapsamında büyük ölçüde kar transferlerinden oluşan ‘doğrudan yatırımlar’ ‘portföy yatırımları’ ve faizlerden oluşan ‘diğer yatırımlar’da gözlemlenen net çıkışlar sırasıyla 2 483 milyon, 534 milyon ve 3 806 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir.

2010 yılının ilk önbir aylık döneminde uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin faiz ödemeleri, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27.4 oranında bir daralma ile 4 milyar 774 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir.

Cari transferler ilk onbir aylık dönemde yüzde 35.2 oranında düşerek 1 203 milyon Dolar giriş kaydetmiştir.

Cari açığın finansmanı

 

41.6 milyar Dolar tutarındaki cari açıktan ‘net hata noksan’ kaleminde yer alan 3.5 milyar Dolar tutarındaki girişin –kaynağı belli olmayan-  düşülmesiyle bulunan 38.1 milyar Dolar tutarındaki finansman ihtiyacına 11.3 milyar Dolar tutarındaki rezerv artışı ilave edildiğinde

2010 yılının ilk onbir aylık döneminde sağlanan dış finansman tutarı toplam 49.4 milyar Dolar olarak belirlenmektedir. Bu dönemde verilen cari açık ve rezerv artışı nedeniyle  finanse edilmesi gereken 49.4 milyar Dolar tutarındaki finansman açığının 4.9 milyar Doları ‘doğrudan yatırımlarla, 16.5 milyar Doları ‘portföy yatırımları ile ve kalan 28 milyar Doları da ticari ve nakit krediler ile mevduatlardan oluşan ‘diğer yatırımlarla finanse edilmiştir. Doğrudan yatırımlar kapsamında yurtdışında yerleşik kişilerce, bu dönemde gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını da içerecek şekilde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18.2 oranında bir daralmayla 6 milyar 257 milyon Dolar tutarında yatırım yapılmıştır. Yabancıların gayrimenkul yatırımları önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27.5 oranında bir artışla 2.1 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. Yine ‘doğrudan yatırımlar’ kapsamında 1.4 milyar Dolar tutarında çıkış gerçekleşmiştir. 

Yabancılarca ‘portföy yatırımları’ kapsamında 2010 yılı Ocak-Kasım döneminde 4 milyar 253 milyon Dolar tutarında hisse senedi alımı gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde yurtdışı yerleşiklerce brüt 6.7, itfalar dışında net 4.1 milyar Dolar tutarında devlet tahvili satın alınmıştır. Ayrıca Ocak-Kasım 2010 döneminde 10.3 milyar Dolar tutarında da DİBS Devlet iç borçlanma senedi- satışı suretiyle finansman sağlanmıştır..

Ocak-Kasım döneminde rezerv artışı dışında ortaya çıkan 38.1 milyar Dolar tutarındaki finansman gereksiniminin 6.3 milyar Doları doğrudan yatırım girişleriyle 4.3 milyar Dolarlık bölümü de yabancıların borsada gerçekleştirdikleri alımlarla karşılanmış, geri kala 27.6 milyar Dolarlık bölümü ise esas itibariyle özel ve kamu kesimi borçlanmasıyla karşılanmıştır. Bu tutarın devlet tahvili dışında kalan bölümünü kısa vadeli sıcak para oluşturmaktadır.

41.6 milyar Dolar tutarındaki yüksek boyutlu cari açığın bu şekilde kısa vadeli sıcak para ile finanse edilmesi ekonomik ve finansal istikrar açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Diğer taraftan gayrimenkul ve hisse senedi satışının bir varlık satışı –yabancılara mülkiyet devri- olduğunu önemle not etmek gerekir.

Uluslar arası Yatırım Pozisyonu, Dış Varlık ve Yükümlülükler 

Yabancıların yurtiçinde yaptıkları doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve diğer yatırımlardan oluşan dış yükümlülüklerimiz ile yurtdışıda yapılan doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, diğer yatırımlar ve rezerv varlıklardan oluşan varlıklarımız arasındaki farkı veren net yükümlülüklerimizde –uluslar arası net yatırım pozisyonu- 2010 yılının ilk 10 aylık döneminde 102.8 milyar Dolar tutarında, ciddi boyutta artış meydana gelmiştir.

Aşağıda dış varlık ve yükümlülüklerimizde son on aylık dönemde meydana gelen gelişmeler ana başlıklar altında verilmektedir.

Uluslar arası Yatırım pozisyonu

(Milyon Dolar Olarak)

 

                                                                                                              2009                      2010 Ekim

Varlıklar                                                                                            174 949                    175 757

                Yurtdışında Doğrudan Yatırımlar                                22 338                    23 830

                Portföy Yatırımları                                                              1 923                      2 136

               

 

 

 

               Diğer Yatırımlar                                                               75 852                  66 035

                               Mevduatlar                                                        61 857                  51 175

                               Krediler                                                             11 563                 12 411

                                Diğer                                                                  1 515                  1 518    

 

Yükümlülükler                                                                                457 030        560 635

                Yurtiçinde Doğrudan Yatırımlar                                 143 211          199 682

                Portföy Yatırımları                                                          91 186              125 907

                               Hisse Senetleri                                                47 248             68 183

                               Borç Senetleri                                                  43 938             57 724  

                Diğer Yatırımlar                                                               222 642          235 046

                               Ticari krediler                                                   21 655             22 004

                               Diğer Krediler                                                   168 959         167 836

                               Genel Hükümet                                                 34 751           35 918

                               Bankalar                                                            35 397              43 108

                              Diğer Sektörler                                                  96 811             88 810

                               Mevduatlar                                                       32 529                   43 704

                               Diğer Yükümlülükler                                        1 499                     1 502

 

Uluslar arası Yatırım Pozisyonu, Net            (-) 282 090      (-) 384 877       

                Görüldüğü gibi Kasım 2010 sonu itibariyle Türkiye’nin dış aleme karşı net yükümlülükleri on aylık bir dönemde 102.8 milyar Dolarlık bir artışla 384.9 milyar Dolara yükselmiştir.

Orta Vadeli Program (OVP)

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu doğrultusunda, ilki 2005 yılı içersinde belirlenen ve 2006 – 2008 dönemini kapsayan  “Orta Vadeli Program”ın altıncısı 2011-2013 yıllarını kapsayacak şekilde 10 Ekim 2009 tarihli ve 27725 Sayılı Resmi gazetede yayınlanmıştır.

Orta Vadeli Programda ekonomik ve mali alanda 2010 yılına ilişkin güncellenmiş tahminler de kamuoyuna duyurulmuştur.

Programda küresel krizin ortaya çıkışı, Türkiye ekonomisi üzerine olan etkileri ve krize karşı alınan önlemler kısaca ortaya konulduktan sonra program dönemi için öngörülen temel amaçlar ve gelişme eksenleri ortaya konulmuştur. Programda yer verilen gelişme eksenleri, başlıca,

Rekabet Gücünün Artırılması,

-      İş ortamının iyileştirilmesi,         

-      Ekonomide kayıtdışılığın azaltılması,

-      Finansal sistemin geliştirilmesi,

-      Enerji ve ulaştırma altyapısının geliştirilmesi,

-      Çevrenin korunması ve kentsel altyapının geliştirilmesi

-      Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesi,

-      Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması,

-      Tarımsal yapının etkinleştirilmesi,

-      Sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretim yapısına geçiş sağlanması,

 

İstihdamın Artırılması

-          İşgücü piyasasının geliştirilmesi,

-          Eğitimin işgücü talebine duyarlılığının artırılması,

-          Aktif işgücü politikalarının geliştirilmesi,

 

Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi

-          Eğitim sisteminin geliştirilmesi,

-          Sağlık isteminin geliştirilmesi,

-          Gelir dağılımının iyileştirilmesi, sosyal içerme ve yoksullukla mücadele,

-          Sosyal güvenlik sisteminin etkinliğinin artırılması, 

-          Kültürün korunması, geliştirilmesi ve toplumsal diyaloğun güçlendirilmesi,

 

Bölgesel Gelişme ve Bölgesel Gelişmişlik Farklarının Azaltılması,

-          Bölgesel gelişme politikasının merkezi düzeyde etkinleştirilmesi,

-          Yerel dinamiklere ve içsel potansiyele dayalı gelişmenin sağlanması,

-          Yerel düzeyde kurumsal kapasitenin artırılması,

-          Kırsal kesimde kalkınmanın sağlanması

 

Kamu Hizmetlerinde Etkinliğin Artırılması

-          Kurumlar arası yetki ve sorumlulukların rasyonelleştirilmesi,

-          Politika oluşturma ve uygulama kapasitesinin artırılması,

-          Kamu kesiminde insan kaynaklarının geliştirlmesi,

-          E-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması,

 

Adalet Sisteminin İyileştirilmesi

Güvenlik Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi

Doğal Afetler Yönetiminin Etkinleştirilmesi

olarak sıralanmış ve bu alanlarda alınacak önlemler belirtilmiştir.

                                     

Makroekonomik politikalar kapsamında ekonomik büyüme ve istihdama ağırlık verilmekte ve para, maliye ve gelirler politikalarının koordinasyon içersinde yürütüleceği vurgulanmaktadır.

Ekonomide yurtiçi tasarrufların arttırılmasına çalışılacağı, özel kesim yatırımlarını ve ihracatı artırmaya yönelik olarak uygulamaya konulmuş olan politikalara devam edileceği ekonominin istihdam yaratma kapasitesini artıracak politikalara öncelik verileceği önde gelen büyüme ve istihdam hedefleri olarak sıralanmaktadır.

Kamu maliye politikası kapsamında kamu kesiminin açığının azaltılması suretiyle özel sektörün kullanabileceği kaynakların artırılmasına katkı sağlanması öngörülmekte olup, kamu harcama politikası alanında kaynakların kullanımı ile ilgili olarak yürütülen faaliyet ve projelerin gereklilik, etkinlik ve verimlilik durumunun ön planda göz önünde tutulacağı belirtilmektedir. OVP ile kamu yatırımlarının öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapıya yönlendirilmesi hedeflenmektedir.

Orta vadeli programda kamu harcama politikası kapsamında sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde, yararlanıcıların sistemin maliyetine katılımlarını sağlayıcı düzenlemeleri de içeren önlemler alınması planlanmaktadır. Diğer taraftan mali disiplinin sağlanması ve kamu harcamalarının verimliliğinin arttırılması amacıyla, Program ile, Sayıştay’ın uluslar arası standartlarda denetim faaliyetlerini kamuda yaygınlaştırması amaçlanmaktadır.

OVP çerçevesinde uygulanacak kamu gelir politikasının temel amacı, büyüme , yatırım ve istihdamın desteklenmesine ve kayıtdışılığın azaltılmasına katkıda bulunmak ve etkin, basit ve adil bir vergilendirme sistemi oluşturmaktır.

Kamu borçlanma politikası çerçevesinde iç borç çevirme oranının kademeli olarak düşürülmesi temel bir amaç olarak ele alınmaktadır.

İstikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının sağlanması için cari açığın kontrol altına alınması ve borç yaratmayan kaynaklarla finanse edilmesi Orta Vadeli planda temel bir gereklilik olarak vurgulanmaktadır. Orta Vadeli Program ile 2011 – 2013 döneminde de para politikası, enflasyon hedeflemesi çerçevesinde yürütülecek ve para politikasının temel amacını fiyat istikrarının sağlanması oluşturacaktır. Para politikası çerçevesinde kısa vadeli faiz oranlarının temel politika aracı olarak kullanımı devam edecek, enflasyon hedefleri Hükümet ve Merkez Bankası tarafından birlikte belirlenecek, dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecektir. Program enflasyondaki düşüş sürecinin devam edeceğini öngörmektedir. 2010 yılında yüzde 7.5 olarak gerçekleşmesi – yüzde 6.40 olarak gerçekleşmiştir - beklenen enflasyon düzeyi programa göre 2011’de yüzde 5.3’e, 2012’de yüzde 5.0’e ve 2013 yılında da yüzde 4.9’a  gerileyecektir..

Programda 2010 yılı ikinci yarısından itibaren baz etkisinin azalmasıyla büyüme hızının gerileyeceği, yıl genelinde büyüme hızının yüzde 6.9 olarak gerçekleşeceği,  2011, 2012 ve 2013 yıllarında ekonomik büyüme hızının sırasıyla yüzde 4..5, yüzde 5.0 ve yüzde 5.5 olarak gerçekleşeceği öngörüsünde bulunulmaktadır.

Program döneminde yıllık ortalama reel artış hızının, özel tüketim harcamalarında ilk iki yıl için yüzde 4.4 ve 2013 yılı için yüzde 4.5, özel sabit sermaye yatırımlarında yüzde 10.0, yüzde 10.8 ve yüzde 11.6, kamu tüketim harcamalarında yüzde 5.6, yüzde 2.1 ve yüzde 4.1, kamu sabit sermaye yatırımlarında ise sözkonusu üç yıl için sırasıyla yüzde (-) 8.9, yüzde 0.7 ve yüzde 1.0 oranlarında gerçekleşmesi öngörülmektedir.

Program yaşanmış olan ve etkileri orta vadede de sürecek olan ekonomik krizden en çok işlerini kaybeden ve iş bulamayan kesimlerin zarar görmüş olduğu gerçeğini dikkate alarak, işsizlik sorununa ve istihdam olanaklarının genişletilmesine ağırlık veriyor. Ancak bu alanlarda iyileşme sağlamanın güçlüğü dikkate alınarak ihtiyatlı bir hedef ortaya konuluyor. İşsizlik oranının 2010 yılı itibariyle yüzde 12.2 olarak gerçekleşeceği tahmininde bulunulurken, bu oranın zayıf bir şekilde daralma göstererek 2011 yılında yüzde 12.0’ye, 2012’de yüzde 11.7’ye ve 2013 yılında da yüzde 11.4’e gerilemesi hedef alınıyor. Bu oranlar öngörülen büyüme çerçevesinde program döneminde istihdam edilenlerin sayısında yaklaşık 900 bin kişilik artış olacağı anlamına gelmektedir.

 

Program döneminde izlenecek maliye politikasının temel hedefi olarak, kamu kesiminin kaynak kullanımındaki artan payının azaltılması amacıyla, ekonomik kriz sürecinde yükselen ancak 2010 yılında belirgin bir iyileşme sergileyen kamu açıklarının tedrici olarak makul seviyelere indirilmesi alınmaktadır.

Programda 2010 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4.0 oranında gerçekleşeceği tahmininde bulunulmaktadır.  Bütçe açığının ulusal gelire oranının daha sonra tedrici bir azalma sergileyerek, 2011 yılında yüzde 2.8’e, 2012 yılında yüzde 2.4’e ve 2013 yılında da yüzde 1.6’ya gerilemesi öngörülmektedir. Bu doğrultuda kamu faiz dışı dengesi de benzer bir eğilim ortaya koymakta ve 2010 yılı itibariyle yüzde 0.4 düzeyinde gerçekleşen fazla oranının daha sonraki yıllarda sırasıyla yüzde 1.0, yüzde 1.2 ve yüzde 1.5’e yükselmesi öngörülmektedir.  2010 yılı itibariyle milli gelire oranı yüzde 42.3  olark oluşması tahmin edilen AB tanımlı kamu borç stokunun, Orta Vadeli Program ile 2011 yılında yüzde 40.6’ya,, 2012 yılında yüzde 38.8’e ve program döneminin son yılında da yüzde 36.8’e gerilemesi öngörülüyor.

Orta vadeli programda kamu harcama politikası kapsamında sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde, yararlanıcıların sistemin maliyetine katılımlarını sağlayıcı düzenlemeleri de içeren önlemler alınması planlanmaktadır. Diğer taraftan mali disiplinin sağlanması ve kamu harcamalarının verimliliğinin arttırılması amacıyla, Program ile, Sayıştay’ın uluslar arası standartlarda denetim faaliyetlerini kamuda yaygınlaştırması amaçlanmaktadır.

Orta Vadeli Program, cari açığın ele alınan dönemde sürdürülebilir bir nitelik kazanmasını ve borç yaratmayan kaynaklarla finanse edilmesini temel bir araç olarak almaktadır. 2009 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle daralan ve 2009 yılı itibariyle 11 milyar Dolar düzeyiyle milli gelirin yüzde 1.89’una gerileyen dış açığın 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 5.4, izleyen program dönemi yıllarında sırasıyla yüzde 5.3 ve yüzde 5.2 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.

2011  - 2013 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programla temel makroekonomik parametrelerde gerçekleşmesi öngörülen gelişmeler aşağıda verilmektedir:

 

Orta Vadeli Program

Temel Ekonomik Büyüklükler

                                                                                             

                                                                                              2010                      2011                      2012                      2013

Büyüme ve İstihdam

GSYH (Milyar TL. Cari Fiyatlarla)                                1 099                          1 215                     1 343                     1 485

GSYH (Milyar Dolar Cari Fiyatlarla)                                730                        781                        847                        913

GSYH Büyümesi *                                                              6.8                         4.5                         5.0                         5.5

 

 

Toplam Tüketim *                                                           4.4                         4.5                         4.2                         4.4

                Kamu *                                                             7.6                         5.6                         2.1                         4.1

                Özel *                                                                4.1                         4.4                         4.4                         4.5

Toplam Sabit sermaye Yatırımı *                              22.0                       5.5                         8.7                         9.6

                Kamu *                                                            28.6                         -8.9                        0.7                         1.0

                Özel *                                                              20.0                       10.0                       10.8                       11.6

Toplam Nihai Yurtiçi Talep *                                       7.9                          4.8                         5.2                         5.6

Toplam Yurtiçi Talep *                                                 9.1                           5.4                         5.4                         5.1

İstihdam Düzeyi (Milyon Kişi)                                    22.5                          22.7                       23.2                       23.6

İşsizlik Oranı (%)                                                       12.2                       12.0                       11.7                       11.4

 

Dış Ticaret

Cari İşlemler Dengesi (Milyar Dolar)                     -39.3                         -42.2                     -45.1                     -47.8

Cari İşlemler Dengesi  / GSYH  (%)                        -1.8                        -2.8                        -3.3                        -3.9

 

Enflasyon

GSYH Deflatörü                                                            8.0                           5.8                         5.3                         4.8

TÜFE Yılsonu % Değişme                                        7.5                         5.3                          5.0                         4.9

 

Kamu Finansmanı

Merkezi Yönetim Bütçr Dengesi **                         -4.0                        -2.8                        -2.4                        -1.6

Toplam Kamu Faiz Dışı Fazlası **                          -0.2                        0.3                         0.7                         1.0

Merkezi Yönetim Bütçesi Faiz Dışı Fazl.**            -0.7                        0.0                         0.4                         0.8

AB Tanımlı Gen. Yön. Nom. Borç Stoku **           42.3                       40.6                       38.8                       36.8

*   Sabit fiyatlarla yüzde değişim

** GSYH’ya olan oranı

 

4. TOPLUMSAL RAPORLAR

5. MUHASEBE –MÜŞAVİRLİK MESLEĞİN DURUMU

6.AKSARAY İLİNDE MUHASEBE –MÜŞAVİRLİK MESLEĞİ

         6.1 SM-SMMM

158

123    SMMM
35      SM

         6.2 YMM

  2        YMM

         6.3 Denetim

                   -

7.AKSARAY SMMM ODASI FALİYETLERİ

         7.1 Toplantı Seminer

                   7.1.1 

7.2. Eğitim Faliyetleri

                   7.2.1. Temel Eğitim Ve Stajyerler
-

                   7.2.2. Sürekli Mesleki Gelişme

                           

7.3. Üye / Stajyer İstatistik Bilgileri

         7.3.1 Üye

 

 

Toplam Üye 158

Çalışan Üye     100

Gayrifaal Üye 58

SM                   14

SMMM            86

SM                   21

 

SMMM           37

Bay   14

Bayan 0

Bay   68

Bayan 18

Bay   18

Bayan 3

Bay   33

Bayan 4

                                  

                        7.3.2 Stajyer


Ticaret Lisesi

Önlisans

Lisans

Erkek

Kadın

Toplam

2

1

10

9

4

13

           
7.4. Diğer Odalarla İlişkiler

Bilgi ve Evrak alış verişi konusunda  yasaların gerektirdiği gibi yürütülmektedir     
7.5. Birlik ile ilişkiler

Birlik ve Tesmer Tarafından düzenlenen tüm faaliyetler katılım sağlanmıştır. Bilgi ve Evrak alış verişi konusunda  yasaların gerektirdiği gibi yürütülmektedir.

         7.6. Diğer Kurumlarla ilişkiler

Bilgi ve Evrak alış verişi konusunda  yasaların gerektirdiği gibi yürütülmektedir. Birlikte seminer ve kurs yapılmaktadır

         7.7. Meslek Mensuplarını Denetim Faaliyetleri

                   3568 sayılı Yasaya göre uygulama yapılmaktadır.

         7.8. Aday Meslek Mensupları (Stajyerlerin) Denetim Faaliyetleri

3568 sayılı Yasaya göre uygulama yapılmaktadır

         7.9.Mesleki Düzenleme Faaliyetleri

                   7.9.1. Meslek Yasası ve Yönetmelikler

                            -

                   7.9.2 Mesleki Kurallar

                            Mesleki Etik Komisyonu

                               Serkan SEYİS

                               Gülten AÇIKGÖZ

                               Tülay YUMURT

                   7.9.3. 2008 Yılı Mesleki Genelgeler ( Birlik ve Odalar)

                            -

         7.10. Oda Komisyonların Faaliyetleri

                   -

         7.11. Strateji Geliştirme Faaliyetleri

                   -

         7.12. Mesleki Sorunlar (Mesleki Angaryalar)

                   -

         7.13. Hukuk Disiplin İşleri

 

Dönem içerisinde  Disiplin Kurulumuza 4 dosya sevk edilmiştir. İki dosya uyarı cezası verilmiş  ve kesinleşmiştir.2 dosya hala devam etmektedir. Zamanında  gerekli yerlere bildirim yapılmıştır

Süleyman CANBULUT                      Memduh AYDOĞAN                                   İdris TÜRKYILMAZ   

Başkan                                            Üye                                                               Üye

 

 

Canan UĞUZ                                                Canan YILDIRIM
Üye                                                                 Üye

 

 

         7.14.Kriz Yönetimi

                   -

         7.15. Mali Tablolar

        7.15.1. Bütçe Uygulama Sonuçları

  1.  
  2.  
  3. Bilanço

 

                         
                        
7.15.4.1 DENETLEME RAPORU

DENETLEME KURULU RAPORU

         AKSARAY SMMM ODASI

01.01.2010 – 31.12.2010 DÖNEMİ

DENETLEME KURULU RAPORU

 

 

I-MALİ DENETİM İLE İLGİLİ HUSUSLAR

 

AKSARAY SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASININ DEFTER TASDİK BİLGİLERİ

 
 

Yasal Defterin Nev'i

Tasdik Makamı

Onay Tarihi

Yevmiye No

 

Yevmiye Defteri

 Aksaray 2 Noteri

28.12.2009 

21292 

 

Envanyet Defteri

 Aksaray 2 Noteri

28.12.2009 

21294 

 

Defter-i Kebir

 Aksaray 2 Noteri

28.12.2009 

21293 

 

Karar Defteri

Aksaray 2. Noteri

17.08.1999

12.154

 

 

                Yukarıda tasdik bilgileri yazılı Aksaray SMMM Odasının 2010 yılına ait ve 01.01.2010 ila 31.12.2010 dönemini kapsayan  Defter ve Belgeleri Denetim kurulumuz tarafından her ay görülmüş ve yapılan tespitler Ocak 2011 ayında rapor haline getirilmiştir. Mali Denetime ilişkin tespitler aşağıda olduğu gibidir.

2010 Yılı Bilanço Kalemleri ve tutarları aşağıda olduğu gibidir.

 

HESAPLAR

 

HESAPLAR

kasa Hesabı

303,71

Ödenecek Vergi Ve Fonlar Hs

1.066,54

Bankalar Hesabı

133.157,60

Ödenecek Sosyal Güv Kesintiler Hs

459,49

Alıcılar Hesabı

86.422,78

Gelecek Aylara ait Gelirler Hs

93.322,78

Alacak senetleri Hesabı

1.630,00

Geçmiş Yıl (Gelir-Gider Farkları) Hs

149.909,60

Verilen depozito ve Teminatlar Hs

256,49

Dönem (Gelir Gider farkı) Karı Hs

38.846,93

Diğer Çeşitli Alacaklar Hs

6.377,58

 

Binalar Hesabı

31.270,00

Demirbaşlar Hesabı

24.187,18

 

TOPLAM

283.605,34

TOPLAM

283.605,34

 

2010 Yılı Kar/Zarar (Gelir tablosu) kalemleri ve tutarları da aşağıda olduğu gibidir.

 

HESAPLAR

 

HESAPLAR

Genel Yönetim Giderleri

58.865,95

 

Yurt İçi Satışları (Üye aidat Gelirleri)

31.514,00

2010 Yılı Gelir Gider Farkı (Kar)

38.846,93

 

Diğer Gelirler

13.163,00

 

 

Faiz Gelirleri

6.787,88

 

Diğer Olağan Gelir Ve karlar

46.248,00

 

 

 

TOPLAM

97.712,88

 

TOPLAM

97.712,88

             

 

 

 

 

YAPILAN TESPİTLER VE DEĞERLENDİRMELER

  1. Kanuni Defterlerin süresi içerisinde tasdik işlemlerinin yapıldığı, Kayıtların Muhasebe ilke ve prensiplerine uygun tutulduğu,

 

  1. Muhtelif zamanlarda yapılan fiili kasa sayımlarında kasanın tam olduğu, banka mevcutlarının kayıtlarla uyumlu bulunduğu

 

  1. Tanzim olunan ayrıntılı gelir tablosu ve Ayrıntılı Bilançoların Defter kayıtlarına uygun bir şekilde raporlandığı

 

  1. Kurulumuzun çalışma dönemi içerisinde herhangi bir şikayet veya ihbarın yapılmadığı tespit olunmuştur.

 

II-İDARİ DENETİM İLE İLGİLİ HUSUSLAR

 

 

  1. Yönetim Kurulu karar Defterine yönetim kurulu kararlarının yazıldığı, Yönetim kurulu üyeleri tarafından eksiksiz imza edildiği, 27 kez toplanıldığı ve odaya verilen dilekçelerin görüşüldüğü,

 

  1. Kayıtlı Üye sayımızın 158 adet Meslek Mensubundan oluştuğu, ayrıca Çalışanlar kütüğünde 100  adet Meslek mensubunun kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir.

 

  1. 4 Adet Meslek Mensubunun Disiplin kurulana sevk edildiği,

 

  1. Halen Staj Yapan 13 Adet  Stajyer Meslek Mensubunun bulunduğu, tespitleri yapılmıştır.

 

 

 

III-SONUÇ

 

 

Odamız Web sitesinde açıklanan mali tabloların odamızın gerçek durumunu yansıttığı, Muhasebe işlemlerinin Genel kabul görmüş muhasebe ilke ve prensiplerine  göre kanuni defterlere kaydedildiği, Son genel kurulumuzda kabul edilen bütçe kalemlerine sadık kalınarak harcamaların yapıldığı, maddi hatadan ziyade bütün harcama kalemlerinin de eleştiriye mahal bırakmayacak derecede etik olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir.

 

                Aksaray Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yönetim kurulu ve personeline özveriyle çalıştıkları, birlik ve beraberliğimiz için yapmış oldukları gayretlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

Mehmet Emin SEZGİN                                            Fırat ORUÇ                                      İzzet ÇEVİK

Mali Denetim Sor.Üye                                     İdari İşlr.Denetim Sor.Üye                   Denetim Krl.Bşk

 

 

 

7.15.4. İktisadi İşletmeler
-

                   7.15.5. Konsolide Bilanço ve Gelir Tablosu
                                      -

         7.16. İnşaat Durumu

                   -

         7.17.Diğer Faaliyetler
                  

 

8. ODA YAYINLARI

-

9. EĞİTİM BİRİMLERİ
-

10. MELEKİ ETKİNLİKLER

         10.1 Panel/ Kongre/ Sempozyumlar
                   -

         10.2 1 Mart Dünya Muhasebeciler Günü

                   Resmi Kurumları Ziyaret ve Akşam Tüm Üyeler ile eğlenceli Yemek

         10.3. Mesleki Sorunlar Toplantısı

                   -
         10.4  Büro ziyaretleri

                   Belli aralıklarla üyelerin büroları ziyaret edilmekte
http://www.aksmmmo.org.tr/

         10.5 Ruhsat dağıtım Töreni
                   Yeni Mesleğe katılan SM ve SMMM Üyeler Ruhsatları teslim edilmiştir.
http://www.aksmmmo.org.tr/

11. TOPLUMSAL ETKİNLİKLER

         11.1 8 Mart Dünya Emekçiler Günü
                   -

         11.2. 29 Ekim

                   Ulusal Bayramlarda Protokolde Odamız olarak her zaman yerimiz almaktayız

         11.3. 1 Mayıs